Girişimci – Yatırımcı İlişkisi

vision_in_conceptualizingBir şirket kurdunuz ve bir yatırımcı size yatırım yaptı. Peki bundan sonra ne olacak hiç düşündünüz mü? Hiç aklınıza yatırım aldıktan sonraki süreç nasıl işler diye getirdiniz mi bilmiyorum ama asıl işin yatırım aldıktan sonra başladığını tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim. Bu yazıda kendi endindiğim ve çevremde yatırım almış olan arkadaşlarımdan edindiğim tecrübeleri sizlerle paylaşacağım.

Öncelikle girişimciden girişimciye fark olduğu gibi yatırımcıdan yatırımcıya fark olduğunu da bilerek bu yazıyı yazdığımı bilmenizi isterim. Okuyacağınız bu yazıyı herkes için geçerli bir formül gibi yorumlamamanızı isterim. Herkes farklı tecrübeler yaşayabilir. Gelelim girişimci ile yatırımcı arasındaki ilişkiye…

Girişimci olduğunuzu hiçbir zaman unutmayın. Yatırım almak hayattaki en büyük şey değil. Asıl iş şimdi başlıyor. Bu yüzden aldığınız yatırımın sarhoşluğunu yaşayıp havalara girmeden yaptığınız işi yapmaya devam edin. Yatırımcının girişiminize olan güvenin en önemli teminatı siz girişimcilersiniz, bu yüzden sizin değişmediğinizi görmek yatırımcılarınızı da memnun edecektir. Hatta sorumluluklarınızın arttığını, başkasının risk alarak size yaptığı yatırımında sorumluluğunun sizde oluğunu unutmayın.

Yatırımcının beklentilerini iyi anlayın. Onların sizden ne istediğini çok iyi anlayın. Onlarla beklentileri, sizden istedikleri hakkında konuşmalar yapın. Onları anlamaya çalışın, doğru anlayıp anlamadığınızı kontrol edin. Elbette bir yatırımcının amacı size verdiği parayı daha değerli hale getirmeniz, katlayarak büyütmenizdir. Yani girişiminze koyduğu 1 Lirayı kısa sürede 20 lira yapmanızı bekler. Bunu aklınızdan çıkarmadan bir ilişki kurduğunuzu unutmayın.

İstenen – hatta istenmeyen – raporları zamanında ve detaylı olarak sunmaya çalışın. Her yatırımcı sizden dönem dönem şirketin gidişatı hakkında bilgi almak isteyebilir. Bunlar formal bilgi akışı olabileceği gibi informal şekilde de olabilir. Ancak siz olabildiğince yazılı gitmeye çalışın ve belirli sürelerle standart raporlar hazırlayın. Şirketin nakit akışı hakkında bilgiler verin, pivot yapacaksanız bunlar hakkında yatırımcınızı bilgilendirin, mentorlarınızla karar alma süreçlerinde iletişimi sıklaştırın. Ancak girişiminizde her ne oluyorsa düzenli bir formatta yatırımcılarınıza sunmaya çalışın.

Kilometre taşlarını beraber belirleyin. Yatırımcınızla birlikte her ne kadar çok detaylı bir iş planı olmasada yazılı, belirli mihenk taşlarının olacağı bir yol haritası hazırlayın. Ne zaman hangi hedefe ulaşacağınızı söyleyin, bu hedeflere ulaşmak için hangi yolları izleyeceğinizi paylaşın. Yine bu hedefler için nelere ihtiyaç duyduğunuzu da ekleyin.

Yatırımcınızın yaptığınız işi çok iyi anlamasını beklemeyin. Yatırımcınız sizinle aynı vizyonu paylaşıyor olabilir, ancak yaptığınız işi sizden daha iyi bilmesini beklemeyin. Bu yüzden yatırımcınızdan akıl alırken bunu unutmadan almaya çalışın. Zaman zaman işinizi anlamadığı durumlarda sizi istemeyerek yanlış yönlendirebilir. Durumu izah edin, neden bunu yaptığınızı doğru anlatın.

Bir anlamda yatırımcınızı temsil ettiğinizi unutmayın. Evet, size yatırım yapan bir yatırımcıyı da temsil ediyorsunuz. Aynı ailenizi, şirketinizi temsil ettiğiniz gibi.

Sektörünüzle ilgili gelişmelerden haberdar edin. Düzenli olarak içinde bulunduğunuz sektörle ilgili iyi ya da kötü son haberleri, gelişmeleri yatırımcınız ile paylaşın. Bu bilgiler ışığında yatırımcınız yeni aksiyonlar alabilir ya da size farklı yönlendirmelerde bulunabilir.

 

Görsel: http://www.tfaadmin.com/wp-content/uploads/2013/03/vision_in_conceptualizing.jpg

Türkiye Girişimcilik Ekosistemi

EcosystemŞirket kurmak son beş yılda ortaya çıkmış bir şey değil elbette ama son zamanda şirket kuran girişimcilere gösterilen ilgi yeni şirket kurmak isteyen girişimcilere cesaret veriyor. Bu yüzden ben de dijital ekonomi kapsamında Türkiye’deki girişimcilik ekosistemine biraz değinmek istiyorum.

İçinde teknoloji barındıran bir ürünü ya da hizmeti hayata geçirmek istediğinizde size destek verecek bir çok kuruluş var. Aşağıda girişimcilere destek veren bu kuruluşları bulabilirsiniz.

Etohum

Türkiye’de girişimcilere en başından beri destek veren Etohum, benim de içinde yer aldığım bir organizasyon. Yeni şirket kuruyor ya da projenizi hayata geçirmek istiyorsanız gideceğiniz ilk yer burası olmalı. Kurucusu Burak Büyükdemir. Kendisi aynı zamanda internet girişimleri konusunda da üniversitelerde dersler veriyor. Yani aynı zamanda bu işin biliminden uzak biri değil. Ben de kendisine hem saygımdan, hem de eğitmen olarak bizlere yol göstermesinden ötürü Burak Hocam diyorum.

Etohum, Türkiye’de eskiden beri organize ettiği Cafe Toplantıları ile girişimcilik ekosisteminde adından söz ettiren bir oluşum. Aynı zamanda son zamanda aldığı yatırımla da bölge ülkelere açılarak burada yaptığı etkinliklerini çevre ülkelerde de yapıyor. Yine Startup Turkey ve Startup Istanbul‘un arkasında da yine Etohum ekibi var. İnanılmaz bir şekilde gece gündüz demeden girişimcilik ekosistemini büyütmeye, kaliteli hale getirmeye çalışıyorlar.

Etohum’un yaptığı etkinlik ve dönem dönem girişimcilere verdiği bazı eğitimlere ücretsiz  katılabiliyorsunuz. Girişimcilere aynı zamanda ofis ortamı, hukuksal danışmanlık, yatırımcılarla görüşmelere hazırlamak gibi bazı hizmetleri ise ücretli sunabiliyor.

Galata Business Angels

Genel Sekreterliğini Ayşe İnal‘ın yaptığı Galata Business Angels (GBA) Türkiye’de işini hakkıyla yapan ilk ve ender yatırımcı ağı olarak biliniyor. Yatırıma değer bir girişiminiz ya da iş fikriniz varsa size kapıları sonuna kadar açık.

GBA’nın son zamanlarda organize ettiği yatırımcılara nasıl yatırım yapılır tarzındaki eğitimleri de beğenerek takip ediyorum. Sonuçta yatırımcı bilinci yeni yeni oluşan bir ülkede bu işin eğitiminin uzman kişiler tarafından veriliyor olması da oldukça önemli. Yatırımcılar yaptıkları işi doğru ve iyi bilecekler ki başarılı yatırımlarla yeni yatırımcıları ekosisteme dahil edebilelim.

Çevremde koyu Fenerbahçeli olduğu için buraya başvurmayı reddeden arkadaşlarım olsa da adının bir semt ismi olduğunu o arkadaşlara hatırlatır, yatırım arayan genç arkadaşlarıma GBA’nın kapısını çalmalarını tavsiye ederim.

Girişim Fabrikası

Özyeğin Üniversitesi’nin Türkiye’deki genç girişimcilere destek olmak amacı ile kurduğu Girişim Fabrikası bir dönem benim de yararlandığım bir girişim hızlandırma merkezi. İçerisinde barındırdığı kaliteli insanlarla çok güzel imkanlar sunan bu yeri tüm girişimci arkadaşlarıma tavsiye ederim. İçerideki ekibin kolay proje kabul etmediğini, doğru projeyi aramak adına seçici davrandıklarını da söylemem gerekir.

Aslanoba Capital

Sanırım girişimcilik ekosisteminde olup Hasan Aslanoba adını duymayan yoktur. Yeni teknolojilere yaptığı gözükara yatırımlarla başlarda herkesi “bu adam ne yapıyor” diye düşündürse de sonradan anlaşıldı ki aslında yıllardır beklediğimiz doğru yatırımcı tipi.

Türkiye’de sana 15.000 TL vereyim şirketinin %5’ini bana ver diyen yatırımcılardan tutun da %50’den aşağısına yatırım yapmam diyen yatırımcılara örnek olarak Hasan Bey’i göstermek gerekiyor. Bir işin oluru için artık minimum belirli seviyelerden aşağıda yatırım yapmak hem girişimci için hem de yatırımcı için doğru bir şey değil. Hasan Bey’i takip ettiğimiz kadarı ile işin oluru için %50’nin altında hisse talebi ile sektör için güzel örnekler yaratmaya devam ediyor.

Aslanoba Capital, aslında yatırım yapan bir yatırım şirketi konumunda. Ancak yaptığı doğru yatırım stratejileri ile öğretici bir rol üstlendiği için ekosistemin önemli bir parçası olarak görüyorum.

TEB Girişim Evi

Girişimcilik dediğiniz iş aslında finans işidir. İnsanların satın alması için hizmet ve ürünler üretirken karşılığında da para alıyor olmanız günün sonunda bu işin finans gerçeği olduğunu gözler önüne serer. O yüzden bir bankanın girişimcilik ekosistemine bizzat oyuncu olarak girmiş olmasını sektörümüz için çok önemli bir gelişme olarak görüyorum.

TEB girişim evi, girişimcilere ofis ortamından, şirket danışmanlığına, hukuksal danışmanlıktan finansal danışmanlığa kadar birçok alanda destekler sunuyor. Başarılı olan girişimlere de uygun kredi koşulları ile finansman desteği sağlıyor. Kendilerini bu vizyonlarından ötürü buradan tebrik etmek istiyorum.

Bu arada acil olarak güzel bir websiteleri yaptırmaları gerektiğini de ben buradan kendilerine hatırlatayım.

Webrazzi

Arda Kutsal’ın kurucusu olduğu Webrazzi, içinde çok kaliteli yazar ve analistlerin yer aldığı bir teknoloji blogu. Ekosistemin nabzını oradan takip etmek, yeni girişim ve yatırım haberlerini oradan almanız mümkün.

Webrazzi yine ekosistemi geliştirmek için sürekli olarak zirveler düzenliyor. Bu zirveleri yakından takip etmenizi öneririm zira hem ülkemiz hem de bölge ülkeler için çok önemli etkinlikler arasında.

Elbette ekosistem sadece bu yazdıklarımdan ibaret değil. Hepsine zaman içinde yer vermeye çalışacağım. Özellikle devletin bakış açısı ile çıkan yasa ve yönetmelikleri, yatırımcılara gelen yasal zemini ayrı bir yazıda değerlendirmek istiyorum. Girişimci olmak isteyen arkadaşlarım yukarıda yazdığım ekosistem oyunlarını yakından tanısınlar.

 

Görsel kaynak: http://www3.kfupm.edu.sa/EForum2013/dept_web/images/Ecosystem.jpg

Paris İzlenimlerim

Aşıklar şehri olarak bilinen Paris’e eşimle birlikte balayı için gittik. İndiğimizde soğuk bir hava bizi karşıladı. Vize kontrol noktasından geçtikten sonra valizlerimizi alarak kalacağımız otele ne şekilde gideceğimizi kararlaştırdık. Hava aydınlık olduğu için toplu taşımayı tercih ettik. Havalimanından kalacağımız otele gitmek için metroyu kullandık.

Kaldığımız otele eşyalarımızı bırakıp kendimizi hemen dışarı attık ve küçük bir çevre gezintisi gerçekleştirdik. Parise neden aşıklar şehri dendiğini aslında o ilk gezintide anladım. Oldukça sakin bir şehir gibi geldi bana. İnsanlar sokakta yürüyüş yapıyor, kimisi bisiklete biniyordu. Bir yerlerde bir şeyler yedikten sonra odamıza geri döndük ve yarın Paris’te nereleri gezeceğimizin planlarını yaptık. Tatillerde genellikle internetten araştırdığım yerlere giderim. Son seyahatlerimde de Tripomatic diye uygulama kullanıyorum. Gün sayısını girip gezmek istediğiniz yerleri seçiyorsunuz ve size bir harita veriyor. Offline olarak bu yaritayı kullanabiliyorsunuz. Ücretli olarak belli başlı tüm tatil yerlerinin haritalarını offline olarak kullanabiliyorsunuz. Neyse bu app’i size tanıttıktan sonra Paris izlenimlerine devam edeyim.

Elbette size şurda şunu gördük, burda buna baktık demeyi ben de diğer blog yazarları gibi bilirim ama daha çok bana hissettirdiklerini sizinle paylaşmak, ya da kendim için notlarımı blogumda yayınlamak daha hoşuma gidiyor. Paris de benim için gezilmesi ve görüşmesi gereken şehirler arasına girdi diyebilirim.

Öncelikle şehrin bir ruhu var. Renkler, sokak lambaları, alışveriş mekanları hepsi bir bütün gibi. Bu yüzden sevdiğinizi alıp ilk fırsatta Paris’e gitmenizi parklarında sokaklarında el ele sevgilinizle yürümenizi tavsiye ederim.

Bu arada 2013’te Paris’e ayak basıp 2014’te bu yazıyı yayınlıyor olmam blogumu da ne kadar ihmal ettiğimin göstergesi sanırım 🙂 Bir dahaki Paris gezimi daha uzun tutmak istiyorum, sadece tarihi yerlerini değil, iş dünyasını da merak ediyorum.

 

Çok Para ile Hiç Para Arasındaki Fark

too much moneyHiç çok para ile hiç para arasındaki farkı düşündünüz mü? Eminim çok param olsa şunu yapardım dediğiniz olmuştur. Aslında insanoğlunun belki de en çok kafa yorduğu konulardan biri de bu. Varlıklı bir yaşama sahip olmak, istediği her şeyi alabilecek paraya sahip olmak, istediği zaman dünyanın herhangi bir yerinde tatil yapabilmek herkesin isteyeceği bir şey. Doğal olarak herkes de bu isteklerini yerine getirmenin birinci kuralı olarak PARA’yı ilk sıraya koyuyor.

Size şunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hayatta istediklerini yapmak için çok paraya ihtiyacınız yok. Elbette beklentilerinizi belirli bir seviyede tutmayı bildiğiniz sürece. Sonuçta insanların yapacağı harcamalar belirlidir. Yani aylık kira, ısınma, yiyecek, ulaşım gibi temel giderlerimiz dışında çok da fazla bir temel ihtiyacımız yok. Elbette ihtiyaçları artırıp ya da daha fazlasına ihtiyaç duyduğunuzu düşünüp bu listeye eklemeler yapabilirsiniz ama söylüyorum işte, fazlasına gerek yok.

O zaman ne yapmak lazım? Hayattan beklentileri yüksek tutmamak gerekiyor. Sakın bu söylediklerimi hayallerini küçük tutmak olarak düşünmeyin. Siz yine çok büyük haller kurmaya, o kurduğunuz hayallere ulaşmak için yollar aramaya devam edin. Arzuları belirli bir seviyede tutmakla, sınırsız hayaller kurmak arasındaki farkı kavradığınız anda aslında çok para ile hiç para arasındaki farkı da daha iyi anlayacaksınız.

 

Görsel: http://www.gembapantarei.com/too%20much%20money.jpg

2012’nin Öğrettikleri 2013’ün Getirdikleri

ppt-2013-5102011’de profesyonel hayattan ayrılıp kendi işimi kurduğumda oldukça farklı düşüncelerim vardı. İnsanın her şekilde kandi parasını kazabileceğini bilsemde bir marka yaratmak ve bu markayı olabildiğince çok kişiye ulaştırmak istiyordum. Kısacası birçok girişimcinin yaptığı hatalardan biri olan büyük düşünerek işe başlamıştım. Büyük düşünmekte hiçbir zaman sorun yok, ancak o büyük tabloya ulaşmanın ancak küçük adımlarla olduğunu iyi bilmek gerekiyor. Büyük hayale ulaşamadım diye üzülmeyin, hayatta her şey zaman alıyor.

Bir sene sonra 2012’ye geldiğimizde işler yoluna girmeye başlamış, yazılım satışlarım bir önceki seneye göre iki üç kat artmıştı. Büyük hayallere ulaşmanın küçük adımlarla olabildiğini yeni yeni anlıyordum. Özellikle de kendi işimi kurduktan sonra her girişimcinin başına gelen nakit akışı dengesini sağlama ve yönetme sorunları beni de bulmuş, bu sorunları aşmak için yoğun bir çaba harcamıştım. Neyseki doğru yönetim, sıkı takip ile bu sorunları da aşmayı başardım. Elbette zorlukları aşma konusunda destek veren arkadaşlarımı (aslında o zaman sevgilim olan işimi kastediyorum) da unutmamak lazım.

2012’de oldukça yoğun bir tempoda geçti. Şirketim Etohum’un Gelecek Vaad Eden Girişim’lerine seçildi ve yaklaşık 80 girişim arasından Girişim Fabrikası’na kabul aldım. İşlerle bu açıdan ilgilenmek oldukça farklı vizyonlar kazandırdı diyebilirim. Aynı şekilde şirkette büyümeye devam ediyordu. Üstelik dışarıdan bir destek almadan kendi yağında.

Derken 2012’nin sonuna doğru uzun süredir görüşmelerimi devam ettirdiğim Doğa Grup’tan bir teklif geldi. Şirketimle ilgilenmişler ve bilişim şirketleri arasında benim şirketimi de görmek istediklerini söylemişlerdi. Cazip bir teklifle – aslında 6 ay süren görüşmelerin sonunda – şirkete yatırım almayı ve gruba katılmayı kabul ettim.

2013’e geldiğimizde yatırım almanın sorumluluğunu da hissederek iyibir ekip kurmaya çalıştım. 2013 içinde sanırım EğitimOnline markamız için insan üstü bir performansla çalıştım. Sabah 5.30’da uyanıyor, yola çıkıp erkenden ofiste oluyor, arkadaşlarım gelmeden bir önceki günün sonuçlarına bakıyor, planlanması gereken günü planlıyordum. Yine akşam 10-11 gibi işten çıkıyor, eve geliyor ve bir duş aldıktan sonra yatağa giriyordum. Baltayı bileyecek pek vaktimin kalmadığını kabul ediyorum. Yoğun bir tempoda çalışırken insanın biraz kendine zaman ayırması gerektiğini 2013’ün sonlarına doğru anladım.

İyibir ekip kurmanın her işin başı olduğunu yaşayarak görenlerdenim. Öğrencilik yıllarımda iki yıl üst üste öğrenci birliği başkanlığı yapmıştım. Seçimlere hazırlanırken yine bu yıllardaki gibi insan üstü çalışmalar yapmıştık. Seçildikten sonra da çok çalıştık ve ikinci kez yine seçimlerde seçilerek bir sene daha arkadaşlarımıza hizmet etme fırsatı yakalamıştık. İş hayatında da yola çıktığınız insanlar aile fertleriniz kadar size yakın olduğunda işler başka türlü yürüyor. Görev tanımlarının yerine herbir ekip üyesi yapılması gereken işlere odaklanıyor ve yapılması gereken ne varsa yapmaya başlıyor. İşte böyle dönemlerde daha önce o işi yapmış kişilerden kurulu bir ekip size inanılmaz bir zaman kazandırıyor. İyi, çalışkan ve o işi daha önce tecrübe etmiş bir ekiple çalışmak sizin üstünüzden iş yükünü alacaktır diyebilirim. Yoksa öbür türlü yeni arkadaşlara işlerin nasıl yapılacağını öğretmek de size bir iş yükü yaratabiliyor.

Ve elbetteki 2013 bana mutlu bir beraberliğin imza altına alınarak sevdiğim kadınla evlenme fırsatını verdi. Yoğun bir tempoda hem de eşimle birlikte kurduğum şirkette çalışırken bazı şeyleri kaçırdık belki ama birlikte çalışmanın getirmiş olduğu avantajları da yakaladık.

Sonuçta 2013 harika bir yıl oldu benim için. Öyle güzeldi ki eğlenmekten ve çalışmaktan bu yazımı da 2014’ün sonlarına doğru yayınlama fırsatım oldu. Aslında yazmaya başlayalı çok oldu ama aylardır taslaklarda bekleyen onlarca yazımdan sadece biri.

 

Görsel: http://www.presentationmagazine.com/newimages/ppt-2013-510.jpg

SEO ile Günde 6000 Ziyaretçiye Nasıl Ulaşırsınız?

seoSEO daha sık konuşulmaya başladı. Özellikle internet üzerine bir iş yapıyorsanız SEO sizin için çok önemli olabilir. Search Engine Optimization olarak bilinen arama moturu optimizasyonu işi, bilinen arama motorlarında üst sıraları almak için nelerin yapılması gerektiğini bilmem demek.

İşim gereği SEO üzerine çok fazla çalışma yapıyoruz. Size şunu söyleyebilirim, SEO için zaman harcamak, arama motoru pazarlamasına harcadığınız paraya bazı durumlarda denk gelebiliyor. Ciddiyim. Bu yüzden SEO için ürettiğiniz orjinal içeriklere para vermediğinizi düşünüp sadece o işe odaklanmayın. O içerikleri üretmek için harcadığınız zamanı da hesaplamaya çalışın.

Üzerinde çalıştığımız bir eğitim projemizde SEO için bazı ufak değişikliklerin günde ziyaretçi sayımızı 6000 kullanıcı daha fazla artırdığını fark ettik. Aranan derslerin, konuların, sınıfların bile ziyareyçilerin gelmesi için ayrı bir önemi vardır. Siz de sitenizin özgün içeriği konusunda sürekli çalışmalar yaparsanız ziyaretçileriniz zamanla artacaktır. Bunu nasıl yaparım derseniz Webrazzi’de yayınlanan Yiğit Konur’un yazısını okumanızı tavsiye ederim.

 

Görsel: Webrazzi

Startup’ı Startup Yapan İnsandır

kids_on_bench-460x246Gözlemlerime dayanarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki iyi bir startup’ın ne çok lüks döşenmiş bir ofise, ne harika bilgisayarlara ne de harika bir ortama ihtiyacı var. Elimde bir istatistik yok ama bana kalırsa garajdan çıkan başarılı girişimlerin sayısı, plazalardan çıkan başarılı girişimlerin sayısından fazladır. Garaj kelimesi burada çok da lüks olmayan, vasat ya da orta düzey bir çalışma ortamının metaforudur.

Günümüz büyük şirketlerinin şirket içi girişimci çıkarmaya çalışmalarının en büyük nedeni rekabet koşullarının gün geçtikçe artmasıdır. Her ne kadar gelirlerinin büyük kısmını şirketiçi girişimcilerden kazanan 3M gibi şirketlerin olması bu tezime ters bir durum olsa da bugün başarılı girişimler para basılan şirketlerden değil, çok rahat olmayan ortamlardan doğmuştur. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki başarı hikayelerinin baş mekanı garajlar değil midir?

Peki başarılı olarak nitelenen bir girişimi başarıya taşıyan en önemli faktör nedir? Tabiki insan. Bir girişimin içindeki kaliteli insanlar, başarma arzusu ile çalışan insanlar o girişimi başarıya taşıyan en önemli faktördür. Peki neden birçok girişim öncelikle insana yatırım yapmak yerine, yani çalışanlarını eğitime göndermek, onlara eğitim vermek yerine onların rahat etmesini sağlayacağı ortamları yaratmaya çalışır? Bence bu sorunun temel nedeni insanın doğasında saklı. İnsan doğası gereği rahat etmeyi isteyen, tembelliğe meyilli bir varlık. Bu yüzden onlara eğitim almak zahmetli gelebiliyor. Oysa rahatlık güdüsünü tırpanlamış her insan kendisine bir şey kazandıracak eğitimler için çaba sarf edebilir.

İnsan faktörü iyi bir strateji ve hedefle birleştiğinde inanılmaz sonuçlar ortaya çıkıyor. Bu sebepten ötürü takım olmak, birlikte bir şeyler yapmak ve bu yapılan çalışmaları düzenli aralıklarla kontrol etmek, onarmak, yeniden yapmak insanı başarıya götürüyor.

Siz de bir girişime başlayacağınız zaman yola çıktığınız arkadaşlarınızı dikkatli seçin. Girişimciliğin onları zorlayan bir hayat tarzını taşıyabilecek arkadaşlarınızla çalışmaya başlayın. Unutmayın yaratacağınız değeri biraraya gelmiş insanlar yaratacaktır.

 

Görsel: http://fistfuloftalent.com/wp-content/uploads/2009/01/kids_on_bench-460×246.jpg