Üniversite Okumalı mı?

Youtube kanalımda çektiğim bir videoya genç ve hırslı, başarılı olacağına inandığım bir arkadaştan aşağıdaki mesaj gelmişti. Ben de uzun bir cevap yazdım. Herkesin işine yarayacağını düşünerek buradan paylaşıyorum.


mehmet -

çok güzel konuşuyorsun abi aynen devam ❤ 
bir soru sormak istedim 1 hafta sonra üniversite sınavları var bende bu yıl 2. yıl olarak sınava gireceğim başarılı bir öğrenci de sayılırım sayısal bölümde ilk 40 bin sıralama yapabilirim  lakim üniversiteye gitmeyi düşünmüyorum çünkü şuan bir girişimim olacak bana kazandırdığı para ortalama doktor maaşlarından çok daha fazla olacak ve 2 yıl sonra da yılda 1 milyon kazanma seviyelerine yaklaşacağım planlar ters giderse diye bir sürü senaryolar planlar yaptım ve senaryoların %90 ı bana üniversiteye gitmemem gerektiğini söylüyor , zaten bütün eğitimleri farklı mecralarda online alabiliyoruz bende  online eğitimler alırım kendimi geliştiririm diye düşünüyorum .
biraz uzun yazdım kusura bakmayın sizin yorumunuz nedir?

Benim verdiğim cevap da aşağıdaki gibi oldu. Umarım üniversite tercihi yapacak arkadaşlara faydası dokunur.

Bence harika bir yazı yazmışsın. Düşüncelerini bu şekilde paylaşman çok güzel. Kim bilir belki yıllar sonra burada yazan yorumlara bakar eskiden nasıl düşünüyormuşuz diye kendimizi geçmişteki halimizle kıyaslarız.

Öncelikle girişimin için seni tebrik ederim. Lise yıllarından para kazanmayı düşünmek çok değerli bir şey. Bu önemli bir kafa yapısının işareti. Ancak anladığım kadarıyla daha yapmamışsın. Yani “Olacak” kelimesini kullandığın için daha tam başlamamış ve ortalama doktor maaşı kazandırmıyor diye düşünüyorum. Yanlış anlamışsam düzelt beni lütfen. O bakımdan geçmiş yıllardaki tecrübelerimden yola çıkarak diyebilirim ki, hiçbir zaman evdeki hesap çarşıya uymuyor. Zaten genel yönelim bu olmasaydı da böyle bir atasözü çıkmazdı sanırım 🙂 Gerçekten yapılan planlar pazar dinamiklerine uymuyor. Ürünü ya da hizmeti pazara çıkardığında en büyük engel senden ürün hizmet alacak müşterilere ulaşmak için para harcaman gerekiyor yani reklam yapman lazım. Bunu yapmak da bedava değil. Aylık çok da azımsanmayacak bütçelerle reklam yapman gerekiyor. Sonrasında ürün hizmet alımı için bir bütçe harcaman lazım. Neyse işi bilmediğim için fazla detaya girip bir şey söyleyemeyeceğim.

Üniversite kısmına gelince orda da söylemek istediklerim var. Özgüveninden ötürü seni tebrik ederim. Ancak bu özgüveninin seni doğru yöne mi yönlendiriyor bunu iyi tartman lazım. Gelecekti seni göremediğin için elbette hangisini tercih edersen daha iyi olur bilemiyoruz. Bu yüzden üniversiteye gitmeme tercihini topyekün yıkıp, yatıp gitmemek yarine üniversiteye girip işlerin düzgün giderse okulunu dondurma opsiyonu olarak düşünmeni tavsiye ederim. Çünkü işler istediğin gibi gitmezse hem kendini bir boşlukta hissetmez hem de yapacak çok daha iyi bir fikri bulana kadar farklı fırsatları gözlemleyecek olanakları bulabilirsin.

Ayrıca üniversite sana büyük bir özgürlük verir. Alman gereken dersler lisedeki gibi yoğun değildir. Düşünsene zaten birçok dersi internet üzerinden alabiliyorsun. Tabi bunun için iyi bir ingilizcen olduğunu varsayıyorum. Çünkü birçok dersin iyisi Ingilizce. O dersleri hem internetten öğrenip hem de okuldan alacaksın. Okuldaki sınavları çok daha rahat geçebilirsin.

Diğer yandan okul demek çevre demek yeni arkadaşlıklar kuracak, yeni insanlarla tanışacaksın. Belki iş yaparken bir desteğe ihtiyacın olacak, yakın arkadaşların yaptığın işin bir ucun tutacak. Gerçek hayatta bunu birinden rica etmen zor. Ya da asgari ücretle birini işe alacaksın. Yani demem o ki yapacağın iş için bile üniversitenin sana katkısı olacağını düşünüyorum.

Bir ürün veya hizmeti çıkardığında hemen çevrendeki arkadaşların bu ürünü satın alır mı test edebileceksin.
Okulda hocalarından ücretsiz danışmanlık alacaksın.
Üniversitenin laboratuvarını ücretsiz kullanacaksın
24 saat açık kütüphanede ders ve işini yapabileceksin
ilk sene ders notlarını yüksek tutarsan Erasmus puanı ile yurtdışına gideceksin
Farklı bakış açılarını tanıyacak, fikirlerini anlatabileceksin

Kısacası üniversitenin senden götürdüklerini daha tam başlamadığın işin kaybı ile ölçme derim. İyi çalış iyi bir puan al, sonra otur bak nereyi tercih edeyim diye. Hangi bölümü seçmeliyim karar vermeden önce de benim bununla ilgili çektiğim videoyu tekrar tekrar izle. Çünkü her bir geri bildirim aslında yılların tecrübesi anlatılan şeyler, yani ne demek istediğimi sadece kurduğum cümle ile değil, beni o cümleyi kurmaya iten yaşanmışlıklarla düşün. Sınavında başarılar dilerim. Umarım iyi bir puan alırsın.

Sonra yine konuşuruz.


Sonra yorumuma aşağıdaki cevap geldi;

@Faruk Erdoğan cevapladığınız için çok çok teşekkür ederim çok güzel yazmışsınız . işimden biraz bahsetmek isterim ailemin köyde büyük arazileri var tarım ıçın değil hayvancılık için ideal buralarda biz 5 -6 yıl önce babam ve ben hayvancılık yaptık ve çok iyi bir işti şuan babam yapamıyor, ben gidip yapmak istiyorum .

pazar, reklam vs. gibi etkenler hiç yoktur çünkü iyi bir paraya 1 saat içinde onlarca müşteri hazırdır ama iş çok zordur günlük 17 – 18 saat mesai gerektirir kendim de daha önce çok kez yaptım.

para kazanma olayına değinmek istiyorum araziler kendimizin olduğu için hayvanların besin ihtiyacının %90 kadarını rahatlıkla karşılar yani gider olarak veteriner ve sarf malzemeler olabilir . benim yaşantım ise 2-3 yıl çogunlukla dağda -yayla da yaşamak olabilir ama ben doğayı hayvanları çok seviyorum .

peki bu iş bu kadar iyi kazandırıyorsa herkes niye yapmıyor diyeceksiniz çünkü dağda yaşamak herkes için uygun değil, tecrübeleri olmuyor , büyük arazileri olmuyor çoğu insanların bu yüzden yem kullanmak zorunda kalıyorlar o zaman da kar çok az kalıyor …

bunun yanın da ek olarak onlarca sayfa farklı iş olanakları yazabilirim 🙂 tekrar çok teşekkür ederim ..


Benden de bu cevap geldi;

@mehmet – Aslında söylediğin çok güzel. Tarım ve hayvancılık gelecek için önemli alanlardan birisi. Amerika’da bu işi çok ciddi yapıyorlar. Mesela Arabayla iki eyalet arası yolculuk yaparken kilometrelerce devam eden havan sürüreleri görüyordum. İnekler, onlara özgü büyük baş hayvanlar inanılmaz derecede büyük işletmeler. Ama bilimle desteklenen işletmeler.

Çok doğru bir alan. Gelecek olan bir alan ama bana sorarsan üniversite senin çok işine yarayacak bir alan gibi geliyor. Şehrine yakın bir yerde üniversite okumayı seçersen eğer senin için avantaj olabilir. Veterinerlik okumak değerli olabilir bu işi yapacaksan maliyetlerini düşürmüş olur hem de acil müdahale gerektiren işlerde hemen hayvanlarına bakabilirsin, işletme okumak çok işine yarayabilir, sonuçta hayvancılık yapsan da finansal okur yazarlık, bir iş yönetmenin bilimini üniversitede öğrenebilirsin. Yine aynı şekilde İngilizce olmazsa olmaz bence. İhracat fırsatları olabilir, yurtdışından işinle ilgili bir şeyleri ithal etmek olabilir İngilizce işine yarar.

Şunu düşünmek lazım. Büyük topraklara sahip olmak bazen sorunları beraberinde getirebiliyor. Sonuçta tek kardeş olmadığını düşünüyorum. Kardeş arasında o topraklarda söz hakkı olacak ve aileye katılan gelinler, damatlarla işler biraz karışabiliyor. Haklı olarak kendi paylalarını isteyeceklerdir. Öyle bir durumda da senin canın sıkılabilir eskisi kadar kar edemediğin için. Bunları da hesaba katmanda fayda var.

Sayısalım iyi demiştin. Bana sorarsan, veterinerlik okurken iyi bir hazırlık sınıfı ile ingilizce’yi hallet sonra bu bölümü okurken de İşletmede yandal ya da çiftanadal yaparak finans, muhasebe iş yönetimi, pazarlama derslerini öğren. Gerisi zaten gelecektir.

Başarı nedir? Başarı kriterini iyi belirlemek

Hayat boyu başarılı olmak için çalışıyoruz. Önce doğduğumuz aile bizi kendi başarı kriterlerine göre güdülüyor. Onların başarı kriterleri içinde bir yer edinmeye çalışıyoruz. Okulda başarılı olmak, iyi bir işe girmek, ailenin ve toplumun bizlere belirlediği kriterler.

Peki bu kriterler gerçekten bizlerin istediği başarı kriterleri mi? Belki bizim başarı kriterlerimiz farklı belki biz çok daha farklı bir kriteri baz alarak çalışmalarımızı yapıyoruz. İşte bu video da bu sefer başarı ve onun kriterleri üzerine konuşmak istedim.

ARKADAŞ OLALIM;

📸 Instagram – https://instagram.com/farukerdoqan
🐦 Twitter – https://twitter.com/farukerdogan
📕 Facebook – https://facebook.com/farukerdogan

🌍 Websitem / blog – https://www.farukerdogan.com

Hangi Bölümü Seçmeliyim?

Biliyorum kafan karışık. Hayatının belki de en ön mühim dönüm noktalarından birindesin. Üniversite için hangi bölümü seçmeliyim diyorsun. Hangi üniversiteyi tercih etmeliyim diyorsun. Tabi tercihlerin üniversite sınavında aldığın puana da bağlı.

Şunu size söyleyebilirim. Üniversite hayatı, hayatanızın geri kalanı için çok çok önemli. Orada geçirdiğiniz zaman sizin dünya görüşünüzün oluşmasında çok önemli bir etken olacak. Bu yüzden size bu videoda biraz da yardıcı olması açısından kendi tecrünbelerimden yola çıkarak bazı deneyimlerimi paylaşıyorum. Umarım beğenirsiniz, siz değil belki ama çevrenizde üniversitede hangi bölümü okuması gerektiği ile ilgili arayışta olan bir arkadaşınız ya da akrabanız olabilir.

Bu videoyu onlarla paylaşabilirsiniz. Bu videonun hikayesi de farklı. Bir akrabamız üniversite sınavına girecek ve onun annesi ile olan konuşmamız anladım ki kafaları çok karışık. Üniversite, şehir ve meslek. Hepsi için kısa bir zamanda karar vermeleri gerekiyor. Bu yüzden de hangi bölümü seçecekler bir fikirleri yok.

Boğaziçi, Bilken, Yeditepe, ODTÜ veya diğer üniversitelerin puanları belli olduğu için bu üniversitelere girmek alacakları sınav puanına göre şekillenecek. Ancak bir diğer gerçek var ki, hangi üniversiteyi seçmeliyim sorusu malesef ikinci planda kalıyor. Öncesinde ben ne olacağım, ben ne olmak istiyorum, hangi bölümü okumalıyım hangi mesleği yapmalıyım sorularının cevaplarının verilmesi lazım.

Biliyorum hangi bölümü okumalısın, hangi üniversitede hayatının en güzel(? )yıllarını geçirmelisin bunlar herkesi meşgül eden sorular. Bu yüzden size bir tavsiye vermiyorum. Kesinlikle böyle bir niyetim yok. Öncelikle bunu söyleyeyim. Size sadece kendi deneyimlerimden derlediğim bilgileri verebilirim. Umarım bu bilgiler sizin üniversite ya da meslek seçimlerinizde faydalı olur.

Şimdiden iyi seyirler.

Sakın Siyasete Girme!

Türkiye’de yaşayan herkesin ülkesin ülkesi için bir fikri olduğuna eminim. kimisi gerçekten çok bağlı, kimisi de değil. Bağlı olanlarla olmayanların ortak özellikleri ise hepsinin ülke için bazı problemler olduğunu düşünmesi.

Her kim olursa olsun ülke olaylarına, siyasi gündeme bakış açıları birçokları için farklı olabiliyor. Bu yüzden de herkese söylediğim bir söz var. Özellikle girişimci arkadaşlarıma; eğer iş hayatına gireceksen siyasete girme!. Çok net bir mesaj, çok net bir istek.

🎥 Abone Ol – https://bit.ly/You-To-Be
📸 Instagram – https://instagram.com/farukerdoqan
🐦 Twitter – https://twitter.com/farukerdogan
📕 Facebook – https://facebook.com/farukerdogan

Tembelliği Yenmenin Tek Yolu

İnsanoğlunun yapabilecekleri zamanını ne kadar verimli kullandığı ile doğrudan ilgili. yine insanoğlunu o büyük şeyleri yapmaktan alıkoyan şeyse TEMBELLİK.

Bu videoda insanların nasıl tembelliği yenebileceklerini, kimilerine göre tembelliği yenmenin formülü kimilerine göreyse sırrını açıkladım. Önemli olan bu videoda anlatılan tek adımlık yolu izlemek ve yapabileceğiniz büyük işleri atalete kapılmadan yapmak.

Bir düşünün bugün kullandığınız zamanı daha verimli kullansanız, yapmak istediklerinizi birbir yapabilseniz nerede olurdunuz? Nasıl işler başarmış olurdunuz? Kazancınız artıp, daha çok para kazanırdınız değil mi? İşte para kazanmak için insanın tembeliği yenmesi gerekiyor.

Biliminsanları dünyanın en büyük sorunlarından biri olan tembelliğe çözüm bulmak için onu araştırmaya devam ede dursun, biz insanlıkta zamanı verimli kullanmaya çalışıyoruz.

Kanada’da bulunan Carleton Üniversitesi bünyesinde araştırmalar yapan Procrastination Araştırma grubundan Dr. Timothy A. Pychyl, Türkçe’ye Prokrastineyşın olarak çevrilen kitabından tembelliği nasıl yenebileceğinizi anlatıyor.

Ben de kendi tecrübelerimle sabitlediğim bu kitapta açıklanan çözümü çok faydalı buldum. Prokrastinayşın kitabı ve kendi tecrübelerimle harmanladığım videomu umarım beğenirsiniz. İyi seyirler.

SuperEnglish ile Online İngilizce Eğitimi yapıyoruz

2020’de başlayalım dediğimiz şirkete hangi alanda çalışacağımızı seçerek başladık. Online İngilizce eğitimi ile tüm dünyada İngilizce öğrenmek isteyen kişilere bir alternatif oluşturmayı hedeflediğimiz projemizde SuperEnglish markasını seçtik ve bu alana özel olarak çalışacak SuperEnglish.com – online İngilizce eğitimi – alan adını kullanmaya karar verdik.

Düşün ve Zengin Ol – Neden Kitap Okumalı

Düşünerek zengin olmak mümkün mü? Bugüne kadar düşünerek zengin olan var mı? Kimler düşünerek zengin olmuş. Zengin olmanın yolları neler? vb gibi sorulara cevap bulabileceğiniz bir kitap olan Düşün ve Zengin ol kitabı aslında herkesin okuması gereken bir kitap.

Bugüne kadar size her kim hedeflerini bir kağıda yaz ve bunu hergün oku diyorsa bu kitaptan öğrendiklerine istinaden diyordur. Elbette birçok kitap bundan bahseder. Özellikle de The Secret kitabında da insanın hayal ettiklerinin gerçekleştiği anlatılır. Ancak o kitabı yazarı da aslında bu kitaptan etkilenmiştir. Yani Düşün ve Zengin Ol kitabı birçok yazarın esin kaynağıdır.

Yine bir diğer etkili kitap olan ve hayal kurup bunu gerçeğe dönüştürmekten bahseden Tanrılar Okulu kitabında da buna benzer konular ele alınır. Düş + Zaman = Gerçeklik şeklinde formüle edilmiş bu anlatının yazarları belkide bu kitaptan etkilenerek kitaplarını yazmışlardır, kim bilir?

Cevabı Bilsen

Cevaplaması çok zor, kendisi kolay bir soruyla başlayalım.

Cevabını senden başka kimsenin bilmediği, ne internette, ne de bir kitapta cevabını bulamayacağın bir soru bu.

Bu öyle bir soru ki, etrafındaki en yakın kişilerin bile bilmesi mümkün değil. Ne annen, ne baban, ne kardeşin, ne de eşin. Cevabını sadece senin bulabileceğin bir soru.

Belki de cevabını bilmediğin bir sorudur.

Aslında bildiğine de emin değilim.

Çünkü cevabı bilsen eline alıp okuduğun her kitapta, acaba cevap bu mu demezdin.

Çünkü cevabı bilsen, izlediğin her dizide, seyrettin her sinema filminde sanırım cevap bu demezdin.

Demezdin işte…

Bilsen der misin acaba cevap bu mu diye?

Cevabı bilsen şöyle göğsünü gere gere işte cevap bu derdin…

Cevabı bilsen, 500 metre öteden seni görenler duruşundan sorunun cevabını bulduğunu anlardı.

Cevabı bilsen, geceleri başını yastığa ya da sevdiğinin omzuna koyduğunda artık o soruyu düşünmezdin.

Cevabı bilsen, ah o cevabı bilsen, öyle mühim bir cevaptır ki o…

Cevabı bilsen artık cevap aramazdın…

Belki de buldun cevabı… Ama sonra kaybettin…

Belki de buldun cevabı… Ama sana unutturdular…

Günlük işler, işe yetişme telaşı, iş teslimi, sınavlar derken unuttun işte. Olamaz mı?

Belki de vazgeçtin cevabı aramaktan. 

Öyle çok aradın ki…

Bütün kanaat önderlerini takip ettin. İnstagram’da Youtube’da onları izledin bir cevap bulurum umuduyla…

Sonra vazgeçtin… Ya da vaz geçmeye çok yakınsın…

Bilmiyorum şu an neredesin… Şunu çok iyi biliyorum ki, şu an olduğundan yerden emin değilsin.

Çünkü cevabı arıyorsun…

Bulamadığın o cevabı arıyorsun…

Belki yanlış sorunun peşindesin…

Cevabı zor, kolay bir soruyla başlayalım.

Bu öyle bir soru ki, cevabın içinde bütün hayatın var.

Öyle bir soru ki, cevabı bütün arayışlarını bitirecek türden.

Öyle bir soru ki, vazgeçeMEdiklerinin önemsizleştiği, sahip olduklarının anlamını yitirdiği bir soru…

Öyle bir soru ki, oturup üstüne yıllarca düşünmen gereken…

Şirket kültürü nasıl yaratılır?

Kültürü sağlam olan ülkeler, gruplar ve şirketler olmayanlara göre çok daha başarılı oluyor. Bu bir tesadüf değil. Özellikle ülkeler boyutunda baktığımızda tarih boyunca sahnede olan ülkelerin bugün de sahnede olduğunu, devam kültürleri ile küllerinden yeniden doğduğunu görüyoruz.

Şirketler de böyle. Kültür yaratmış şirketler bir kültürü olmayan şirketlere göre çok daha iyi durumda olabiliyor. Bu yüzden bu videoda işlediğim konular;

– Şirket kültürü nasıl yaratılır?
– Ülkeler kültürlerini nasıl yaratır?
– Kültürün oluşmasında önemli bileşenlerden birisi nedir?
– Amerika Birleşik Devletleri’nin temel değerleri neler?

Amerika’da bu video özellikle bir ülke ve kültür inşa etmek isteyen Abraham Lincoln’un anıtında çekildi. Videoda görüşmek üzere.

Amerika’da yazilimci olmanın tam zamanı!

Amerika Birleşik Devletleri’nde şuanda işsizlik, kriz dönemlerinden sonra en düşük olduğu seviyede. Düşük olmasına rağmen bilgisayar yazılımcılarına talep oldukça fazla. Tasarım, UI, yaratıcılık gerektiren işler de her zaman iş bulabilen mesleklerden.

Ben de bir New York yürüyüşümü boşa çıkarmadım ve New York’ta yaşayan ve yazılımcı olarak çalışan arkadaşımla yaptığım sohbetten aklımda kalanları sizinle paylaştım.

Her zamanki gibi yorumlarda görüşmek üzere.