Cevabı Bilsen

Cevaplaması çok zor, kendisi kolay bir soruyla başlayalım.

Cevabını senden başka kimsenin bilmediği, ne internette, ne de bir kitapta cevabını bulamayacağın bir soru bu.

Bu öyle bir soru ki, etrafındaki en yakın kişilerin bile bilmesi mümkün değil. Ne annen, ne baban, ne kardeşin, ne de eşin. Cevabını sadece senin bulabileceğin bir soru.

Belki de cevabını bilmediğin bir sorudur.

Aslında bildiğine de emin değilim.

Çünkü cevabı bilsen eline alıp okuduğun her kitapta, acaba cevap bu mu demezdin.

Çünkü cevabı bilsen, izlediğin her dizide, seyrettin her sinema filminde sanırım cevap bu demezdin.

Demezdin işte…

Bilsen der misin acaba cevap bu mu diye?

Cevabı bilsen şöyle göğsünü gere gere işte cevap bu derdin…

Cevabı bilsen, 500 metre öteden seni görenler duruşundan sorunun cevabını bulduğunu anlardı.

Cevabı bilsen, geceleri başını yastığa ya da sevdiğinin omzuna koyduğunda artık o soruyu düşünmezdin.

Cevabı bilsen, ah o cevabı bilsen, öyle mühim bir cevaptır ki o…

Cevabı bilsen artık cevap aramazdın…

Belki de buldun cevabı… Ama sonra kaybettin…

Belki de buldun cevabı… Ama sana unutturdular…

Günlük işler, işe yetişme telaşı, iş teslimi, sınavlar derken unuttun işte. Olamaz mı?

Belki de vazgeçtin cevabı aramaktan. 

Öyle çok aradın ki…

Bütün kanaat önderlerini takip ettin. İnstagram’da Youtube’da onları izledin bir cevap bulurum umuduyla…

Sonra vazgeçtin… Ya da vaz geçmeye çok yakınsın…

Bilmiyorum şu an neredesin… Şunu çok iyi biliyorum ki, şu an olduğundan yerden emin değilsin.

Çünkü cevabı arıyorsun…

Bulamadığın o cevabı arıyorsun…

Belki yanlış sorunun peşindesin…

Cevabı zor, kolay bir soruyla başlayalım.

Bu öyle bir soru ki, cevabın içinde bütün hayatın var.

Öyle bir soru ki, cevabı bütün arayışlarını bitirecek türden.

Öyle bir soru ki, vazgeçeMEdiklerinin önemsizleştiği, sahip olduklarının anlamını yitirdiği bir soru…

Öyle bir soru ki, oturup üstüne yıllarca düşünmen gereken…

Şirket kültürü nasıl yaratılır?

Kültürü sağlam olan ülkeler, gruplar ve şirketler olmayanlara göre çok daha başarılı oluyor. Bu bir tesadüf değil. Özellikle ülkeler boyutunda baktığımızda tarih boyunca sahnede olan ülkelerin bugün de sahnede olduğunu, devam kültürleri ile küllerinden yeniden doğduğunu görüyoruz.

Şirketler de böyle. Kültür yaratmış şirketler bir kültürü olmayan şirketlere göre çok daha iyi durumda olabiliyor. Bu yüzden bu videoda işlediğim konular;

– Şirket kültürü nasıl yaratılır?
– Ülkeler kültürlerini nasıl yaratır?
– Kültürün oluşmasında önemli bileşenlerden birisi nedir?
– Amerika Birleşik Devletleri’nin temel değerleri neler?

Amerika’da bu video özellikle bir ülke ve kültür inşa etmek isteyen Abraham Lincoln’un anıtında çekildi. Videoda görüşmek üzere.

Amerika’da yazilimci olmanın tam zamanı!

Amerika Birleşik Devletleri’nde şuanda işsizlik, kriz dönemlerinden sonra en düşük olduğu seviyede. Düşük olmasına rağmen bilgisayar yazılımcılarına talep oldukça fazla. Tasarım, UI, yaratıcılık gerektiren işler de her zaman iş bulabilen mesleklerden.

Ben de bir New York yürüyüşümü boşa çıkarmadım ve New York’ta yaşayan ve yazılımcı olarak çalışan arkadaşımla yaptığım sohbetten aklımda kalanları sizinle paylaştım.

Her zamanki gibi yorumlarda görüşmek üzere.

İnternetten para kazanmak mümkün mü? Para kazanma yöntemleri

Bugünlerde herkesin farkına vardığı bir şey varsa oda internetin artık sadece eğlence için kullanılmadığı. Evet, sürekli vakit harcadığımız internetten başka şeyler de yapmak mümkün. Mesela para kazanmak. İnternetten para kazanma yöntemlerini anlattığım bu videoda birkaç farklı yöntemi size aktardım.

Videoda Freelance olarak neler yapabilirsiniz, Affiliate Marketing’le nasıl para kazanırsınız, E-Mail Marketing’i faydaları ve Danışmanlık üzerine birkaç bilgi verdim. Bu çekeceğim video serilerinin ilk olma özelindeki videoyu izleyip, bir sonraki çekmemi istediğini konuyu yorumlarda yazabilirsiniz.

Videoyu New York’ta Times Square’de çektim. Arkada eğlenceli arkadaşlar var 🙂

Hayat Koşuşturmacası – New York – Grand Central Terminal

Hayat sizce de çok hızlı akıp gitmiyor mu? Bu hızlı koşuşturmacada kaçırdığımız bazı şeyleri hatırlatmak için bu videoyu çekmeye karar verdim ve bunu anlatabilecek en doğru yeri bulduğumu düşünüyorum. New York’ta bulunan Grand Central Terminal yılın her anı çok kalabalık olan bir yer.

Hayat akerken neleri unutuyoruz hiç durup düşünüyormusunuz? Hobi, aile, sağlık? Neler var?

İnsanların koşuşturmacası içinde güzel bir video oldu. Siz de kanlıma abone olarak, bu videoyu beğenerek ve sosyal medyada arkadaşlarınızla paylaşarak bana destek olabilirsiniz.

Youtube’a 200 000 TL Bütçe Ayırdım

Üzerine hiç ama hiç düşünmediğimiz fakat hayatta kalmak için hergün yaptığımız bir şey var. Üstelik bunu yaparken nasıl yapılır diye de bir yere bakmıyoruz. Otomatik olarak yapıyoruz. Nefes alıp vermekten bahsediyorum. Evet hergün milyarlarca insan – bazı hastalık belirtileri gösterenler hariç – otomatik olarak nefes alıp veriyoruz. Düşünmüyoruz.

Nefes alıp vermek neden önemli? Çünkü yaşamsal organlarımızın görevini yerine getirmesi için oksijene ihtiyaç var ve nefes alıp vermek bu oksijeni almamızı sağlıyor.

Girişimlerin yani şirketlerin de oksijen kadar hayati öneme sahip bir şeye ihtiyacı var. Paraya. Buna nakit akışı diyelim. Nakit akışını doğru yönetemeyen şirket ya belirli bir faiz oranı ile borç/kredi alır ya da şirket hisselerinin bir kısmını satması gerekebilir. Tabi nakit akışı kötü olan bir işletmenin hisselerini kim almak ister o da ayrı bir soru.

Şirket yönetme işi finansal açıdan bir bütçe ile yapılır ve bu bütçenin belirli dönemlerde kontrol edilerek güncellenmesi gerekir. Aslında sadece şirketlerin değil, hükümetlerin, vakıf ve derneklerin şirket altında yer alan departmanların, onların yürüttükleri projelerin de bütçeleri vardır. Yıl boyunca yapmak istediklerini bu bütçeler dahilinde yapmaya çalışırlar. Mesela benim bu Youtube kanalım belirli bir bütçe ayrılarak hayata geçmiş bir proje. Gelin isterseniz bu Youtube kanalı bütçemi tekrar beraber hazırlayalım böylece bir bütçe temel anlamda nasıl hazırlanır beraber görelim.

Bunun için bir Microsoft Excel ya da Google Drive altında hizmet veren Google Sheet ürününü kullanabilirsiniz. Ben şimdilik Microsoft Excel üzerinde çalışacağım. Bu hazırladığım bütçe mutlak bir bütçe değil. İnternette çok farklı şablonlar da mevcut. Dilerseniz bunları indirip üzerinde değişiklikler yaparak da kullanabilirsiniz.

Önceden yaptığım çalışmada Youtube kanalım için 200.000 TL kadar bir bütçe ayırmam gerektiği ortaya çıktı. Bu tutara nasıl ulaştığımı gelin isterseniz beraber görelim.

Öncelikle 24 aylık bir hedef bütçe olduğunu hatırlatalım. Excel dosyası üzerinde 24 ayı gösterelim.

Ocak, Şubat, Mart…

Şimdide sol tarafa, ilk sütuna bu harcamaların ne olduğunu yazalım.

Mesela İnternetle başlayalım. Çektiğimiz videoları yüklemek için iyi bir internete ihtiyacımız var değil mi? O zaman buraya aylık 150 TL internet giderlerimizi yazalım.

Öncelikle Youtube kanalımda kullanacağım yazılımları yazalım. Ben yazılımların ücretlerinin ödenerek alınması gerektiğine inanan biriyim. Özellikle Adobe’nin Türkiye Distribütöründe çalıştığım dönemde işletme ve kişilerin lisanslı ürün kullanması için BSA ile ortak çalışmalar yapardık. Bu çok önemli, binlerce kişinin çalışarak çıkardığı bir üründen herkesin hakkını alması kadar doğru bir şey olamaz.

Şuanda Adobe Creative Cloud’un fiyatı aylık $53, Türk Lirası karşılığı 300 TL. Adobe Creative Cloud altında Photoshop, Premiere Pro, Audition gibi yazılımları yoğun olarak kullanacağım. Ayrıca diğer yazılımları da ihtiyaç duydukça kullanacağım.

O yüzden buraya Adobe CC olarak aylık 300 TL yazıyor ve 24 ay boyunca bunu ödemeyi düşünüyorum. Dolardan kaynaklı artışları bütçenizi dönem dönem güncellerken revize edebilirsiniz.

Ayrıca bilgisayarımın masaüstünü kayıt etmek için Techsmith’in Camtasia ürününü satın aldım. Bu ütünün fiyatı iki yıllık güncelleme dahil $300. Türk lirası kaşılığı 1716 TL. Buraya bunu bir kez yazıyorum. Her ay değil çünkü bir kez ödenen bir ücret. Belki iki yıl sonra gelecek güncellemede çok işe yarar bir şey olursa o zaman tekrar güncelleme satın alınabilir.

Ayrıca almayı planladığım bazı kamera ve bu kameralar için gerekli aksesuarlara toplam 80.000 TL civarında. Bunu da bir seferde değil, belirli dönemlerde yapacağım için onu da farklı aylara yazalım.

Bunun dışında yaklaşık $4500 değerinde bir MacBook Pro alacağım. Bunun sebebi video editleme işlerinde verimli bir çalışmayı tercih etmem. Bunu da excele ekleyelim. Yaklaşık 26.000 TL.

Ayrıca Youtube kanalı projem kapsamında bir web sitesi yaratacağım ki burada konusuna hakim, bulunduğu alanı iyi bilen insanları biraraya getirip girişimci olmak isteyen kişilere ve ayrıca işlerini büyütmek isteyen girişimcilere hepimiz yardımcı olacak. İlerleyen zamanlarda bunu duyuracağım. Sanırım bunun aylık gideri bana 500 TL kadar olur. Farklı olursa daha sonra güncelleriz.

Bütçede önemli bir yer tutan kısım ise özel programlar. Faruk Erdoğan Youtube Kanalı içinde bazı programlar hazırlamak istiyorum. Bu programlar tematik olacağı için bazı masrafları olacak. Bunların ne olduğunu şuan açıklayamıyorum ama zamanı gelince yine buradan sizlerle paylaşacağım. Programlar için de aylık 1500 TL yazabilirim.

Bütçeye eklemek istediğim bir diğer gider de seyahatler. Geçen ay İstanbul’dan Antalya’ya taşındım. Bu yüzden sık sık yine İstanbul ziyaretlerim olacak. Onun dışında bazı video çekimleri için yurtdışı gezilerim var. Onlar için de bütçe de yer ayırmam gerekiyor. Onlar için de genel olarak aylık 750 TL eklesem sanırım uygun olur. Belki her ay seyahat etmem ama etmediğim ayları bir sonraki aya aktarabilirim.

Bu yapılacak harcamaların tamamı Youtube için harcanacak ama sadece Faruk Erdoğan kanalı için değil. Planladığım bir de İngilizce kanal söz konusu. Bu harcamaları o kanalı da göz önünde bulundurarak hazırlıyorum.

Aylık 700 TL gibi İletişim giderlerimizi de buna eklersek, ortaya böyle bir bütçe çıkıyor. Bunların ne olduğunu zamanla sizinle paylaşacağım.

Burada gördüğünüz bütçede şuanda gelirler kalemi bulunmuyor. Zaten kanalların bir gelirleri de yok. Youtube’un gelir ortaklığı modelinin de çok yüksek ücretler ödemediğini biliyorum. İlerleyen zamanlarda gelirle ilgili bir gelişme olursa elbette sizi bilgilendireceğim.

İşte en basit şekli ile bir bütçe böyle hazırlanıyor. En azından size aylık ne kadar gerekiyor, ya da yapmak istedikleriniz için ne kadar elinizde para var bunu görmenizi sağlayan şey bu bütçe olacak.

Peki neden Youtube’a 200.000 TL bütçe ayırıyorum? Aslında soru basit. Bu işi ciddiye alıyorum ve yatırım yapılması gerekli diye düşünüyorum. Bir hobi ile bir iş arasında ince bir çizgi olabilir ama benim en büyük şansım girişimciliği her zaman hobim olarak görmemdir. Sohbetlerim, okuduğum makaleler her zaman girişimcilik, iş dünyası üzerinedir.

Bu yüzden Youtube üzerinde kayif alarak öğrendiğim konuları sizinle paylaşırken bir yandan da Youtube’a bağlı iş modelleri geliştirmeye çalışıyorum.

Öncelikli hedefim, benimle girişimcilik dünyası üzerine aynı zevkleri paylaşan 10.000 arkadaşıma ulaşabilmek. Onlarla etkileşimi yüksek, beraber paylaştığımız keyifli bir kanal kurmak istiyorum.

Şuan anda, Datça’nın Palamutbükü beldesindeyim. Ailemle beraber burada tatil yapıyorum, o yüzden bu videoyu ekran kaydı olarak sizlerle paylaşıyorum.

Video hakkında aklınıza takılan bir şey olursa yorumlarda görüşürüz. Lütfen videoyu beğenmeyi ve kanalıma abone olmayı unutmayın. Hoşçakalın.

Girişimin sahip olmasi gereken en önemli yetenek

Uzun zamandır çevremde girişimci olmak isteyen arkadaşlarıma yardımcı oluyorum. Elbette tecrübelerimden dolayı arkadaşlarım bana danışma gereği duyuyor. Hiçbir zaman da yardım etmem demedim. Her zaman elimden geldiğimce bildiğim, tecrüblerim ölçütünde destek olmaya çalıştım.

Bugün uzun zamandır bu destek olma, tecrübeleri paylaşma ve daha çok kişiye ulaşarak karşılıklı öğrenme serüvenini farklı bir boyuta taşıdım. Youtube’da bir kanal açtım ve çektiğim ilk videoyu yükledim. Videoyu aşağıda bulabilirsiniz. İlk video olmasından ötürü aksaklıklar olabilir, zaman içinde video kalitesini arttıracağımdan emin olabilirsiniz.

Youtube’da sürekli olmayı düşünüyorum. İlk hedefim hiç aksatmadan Youtube’a her hafta en az bir video yüklemek. Girişimciye Notlar serisini her hafta salı günü paylaşmayı düşünüyorum. Burada girişimcilik serüvenimde gerek yatırımcılarla olan görüşmelerimden, gerek yatırım aldıktan sonraki süreçlerde yaşadığım, edindiğim tecrübeleri aktarmaya çalışacağım.

Sizin de önerileriniz olursa videonun altındaki yorumlar kısmına yazabilirsiniz. Orada görüşmek üzere.

eLearning Hızlı Geliyor Mu?

İlk Kurduğum Online Eğitim Şirketi – Girişim Fabrikası, Altunizade, İstanbul

2002’de üniversitede tanıştığım eÖğrenme (eLearning) hayatımın büyük kısmında profesyonel işten geçim kaynağım oldu. İlk stajım, ilk profesyonel işim eLearning sektöründeydi. Bu sektörün çok muhafazakar bir sektör olduğunu söylemem gerekli. eTicaret çok hızlı gelişim sergilerken eLearning o kadar hızlı gelişmedi. Sıkıcı eLearning içeriklerini kullanıcılar almak zorundaydı çünkü bu eğitimlere karar verenler 3-5 kişiden ibaretti. Onların dünya görüşleri bu eğitimleri alan binlerce kişi tarafından kabul görmek zorundaydı. Değişim süreci ayrı bir yazı konusu ama son zamanlarda gördüklerim eLearning sektörünün önümüzdeki dönemde çok daha hızlı gelişeceğinin sinyallerini veriyor.

Öncelikle bu yazıyı iki eLearning şirketi kurmuş ve yönetmiş biri olarak yazdığımı bilmenizi isterim. Gerek kurumsal eğitim gerekse de K12 düzeyinde çok sayıda müşteri ile görüştüm, onlarla nelere ihtiyaç duydukları konusunda bilgiler aldım ve anladım ki kimse ortak bir online eğitim yaklaşımına sahip değil. Olmaması bir anlamda iyi aslında ama bu seferde işi standart hale getirememek gibi bir sorun çıkıyor karşımıza. Oysa bugün yüz binlerce lira verdiğimiz araçları bile kendimize özel olarak kişiselleştirebiliyorken online eğitimleri kendi istediğimize sadece renk, kadın erkek sesi gibi değişkenlerle özelleştirmek eğitim alan kişi tarafından sıkıcı karşılanıyor.

Peki ülkemizde neler değişiyor? Öncelikle farkındalık artıyor. Yeni kuşak, gençlerimiz, teknolojiye, internet üzerinden eğitim almaya çok daha yatkın. Şirketler hala statükocu yapılarını koruya dursun alttan bir dip dalgası geliyor. Kişibaşı düşen milli gelir artıyor. Her ne kadar beğenmesek de, geçmişle kıyasladığımızda tatmin edici olmasada bir düzelme var. İnsanlar kişi başı geliri arttıkça daha çok dışarıda yemek yeme eğilimindedir, söküklerini artık kendileri dikmez, paraları ile yeni bir pantolon ya da gömlek satın alır. Bu durum online eğitimlerde de görülüyor. Bireysel tarafta insanlar online eğitimleri almak için belli bir miktar para harcamaya razı. Eskiden bu durum böyle değildi. Çok büyük emekler verdiğimiz bir online eğitimi insanlar çok pahalı diyerek – halbuki giydiği kot pantolondan daha pahalı değil – almayabiliyordu. Ancak şimdi böyle değil.

Yazının başında sorduğum soruya geri dönersek. eLearning hızlı gelmiyor, o belirli bir oranda gelişimini sürdürürken asıl gelen yeni nesil değişimi mecbur kılacak gibi görünüyor. Onlar bu eğitimleri tüketmeye çok daha istekli, çok daha talepkar.

Belki de odağına teknolojiyi alan yeni bir eğitim şirketi kurmak için şimdi yine doğru zaman olabilir. Bu alanda yeni başlangıç yapmak isteyenler benimle iletişime geçebilir.

Saygılarımla,

Faruk Erdoğan

Dijital Okur Yazarlık

Önce bilgisayar daha sonra internetle tanismam oldukça eski. Bir arkadasimla beraber okuldan çikmis eve dogru gidiyordum. Mahallemizde bulunan girisimci bir abimiz bilgisayar satiyordu. O zamanlar Escort diye anilan bir marka oldukça yaygindi. Bizi  dükkanına davet etti ve bilgisayarla tanistirdi. Matematik dersini bilgisayardan ögreten bir programla bize bilgisayari anlatti. Tabi simdi o abinin bizim matematik dersimize yardim etmek için bilgisayarla tanistirmadigini biliyorum. Bize aslinda bilgisayar satmaya çalisiyordu. Istedigi gibi de oldu. Ailelerimizi ikna edip, arkadasim ve ben evimize birer bilgisayar aldirdik. Bazi temel ders programlari ile beraber basic programlama dilini o bilgisayarimda ögrenmistim.

Internetle tanismam da oldukça eskiydi. Bir yerden sonra sade bir bilgisayara sahip olmak sürekli ögrenmek isteyen bir çocuk için yeterli degildi. O zamanlar yaygin olarak Adana’da hizmet veren FutureNet’ten bir internet baglantisi almistim. Artik evimizdeki telefon hatti sürekli mesgul çalıyordu çünkü internete girmek için evin telefon hattini kullanmaliydim. Zaman geçti, ailem bilgisayarda oyun oynadigimi düsünüyor bense internet üzerinde ögrenebildigim ne varsa ögrenmeye çalisiyordum. O zaman interneti kullanarak ulasilabilecek bilgi de sinirli sayidaydi. Fazla bir websitesi yoktu. ICQ, mIRC en yaygin kullanilan internet araçlariydi. Simdi simdi aslinda erken yasta bu teknolojilerle tanismanin hayatimda ne kadar önemli rol oynadigini anladim.

Bilgisayari ve interneti erken yasta ögrenmis olmak akranlarimdan beni ayiriyordu. Okulda bilgisayari olan ve internete baglanan arkadaslarimla gruplasiyor, konustugumuz konularda genellikle yine bilgisayar ve internette yaptiklarimiz üzerine oluyordu. Suan 30’una gelmemis kisileri düsünüyorumda çogu internetin içine dogan bireyler. Hepsi yaslari ilerledikçe internet, cep telefonundan internete girmek onlar için hayatin bir parçasi gibi. Dogal bir sonuç. Ancak fark ettigim bir sey var. Hepsi kullanici konumunda internet için bir sey üreten yok gibi, tabi instagram ve facebook’tan yüklenen fotograflari, iletileri saymazsak.

Bugün Türkiye’de teknoloji üzerine is yapan çogu kisi benim kusagimdan. 40’tan küçük 30’dan büyük bu kusak internet üzerinde çalisan bir sistemin nasil çalistigini en iyi bilen grup. Dijital okur yazarliktan öte, dijital üzerinde bir seyin nasil var edilecegini bilen bir kusaktan bahsediyoruz. Bu kuşağın en önemli özelliği de interneti beslemeleri. Gerek yazdıkları yazılarla gerekse de yaptıkları internet siteleri ile kullanıcıdan çok insanların kullanmasına yönelik ürünler geliştiriyorlar.

Üniversite yıllarımda Prof. Dr. Yasemin İnceoğlu’ndan aldığım Medya Okur Yazarlığı Dersi’nde genellikle dijital okur yazarlık üzerine sahbetlerimiz oluyordu. Doğru kaynağa nasıl ulaşılacağı, medyada tarafların görüşlerini okurken nelere dikkat etmemiz gerekeceği gibi konulara bolca değinmiştik. Aslında medya okur yazarlığı dijital okur yazarlıktan farksız bir kavram. Bün internette yer alan hemen hemen her ortam bir medya aracı. Alışveriş yapmak için kullandığımız e-ticaret siteleri bile reklam alarak kullanıcılarının görüşlerini etkiliyor. Yani medyayı/dijitali doğru okumak gerekiyor.

 

Ürünü Kullananla Satın Alan Aynı Kişi Mi?

Kurucusu olduğum şirketlerden EğitimOnline’da yaşadığımız bir durum vardı. İnternet üzerinden canlı derslerle ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerine eğitimler veriyorduk. Bu eğitimler sanal sınıflarda oluyor, öğrenciler ders esnasında takıldığı bir konuyu hemen öğretmenine sorabiliyordu. Bu anlamda eşsiz bir ürünle piyasada yer alıyorduk. Ancak satış sırasında fark ettiğimiz bir durum vardı. Eğitimi alan kişi öğrenci, yani sistemi yoğun olarak kullanan kişi öğrenci, parayı veren ise öğrencinin velisiydi. Yani ikna süreci iki kademeliydi.

Parayı vereni yani veliyi ürüne ikna edemiyorduk çünkü ürünü ne kadar anlatırsak anlatalım akılda yer etmiş olan bazı sistemlere kafaları gidiyor, “haa anladım Vitamin gibi” diyip ürünü başka bir ürünle eşleştirmeye çalışıyordu. Bu yüzden veli ve öğrenciyi örnek derslere sokmamız gerekiyordu. Çünkü ancak o şekilde ürünün farkını görüp anlayabiliyorlardı.

Öğrenci tarafı da sorun yaratabiliyordu. Çalışkan, sorumluluklarının farkında olan öğrencilerde sorun olmuyordu. Ürünü ailelerinden talep ediyorlardı ama ders çalışma konusunda problemler yaşayan öğrencilerde ürünü kullandırmak için derslerde eğlenceli anlar yaratıp dikkatlerini çekmeye çalışıyorduk. Çünkü öğrenci ben bunu istemiyorum dediğinde veli de para vermenin anlamlı olmayacağını düşünüyordu.

Sonra bir şey fark ettik. Toyota’nın “Toyata gibi baba” reklamında olduğu gibi, çocukların bir ürün aldırmadaki gücünü! Ürünün öğrenci için faydalarını, derslerine katacağı etkiyi ve takıldığı yerde hemen bir öğretmene danışabileceği çözümü ile öğrencileri ikna süreci daha da kolaylaştı. Öğrenci ikna olunca, velinin de para ödemesi daha kolay oluyordu. Yine de veliyi ikna etmek için de bazı çözümler üretiyorduk. Sonuç olarak, satış süreçlerinizde dikkat edilmesi gereken konulardan biri; satın almayı tektikleyici etken ne? Bunu iyi belirlemek gerekiyor.

Görsel Kaynak: 31.09.2017, https://cdn.pixabay.com/photo/2015/10/30/12/11/ mikado-1013878_960_720.jpg