Rektör Değil CEO

Üniversitelerin düzgün yönetilmediği herkesçe malum. Gerek akademik açıdan gerekse de gelir gider dengesi açısından bakıldığında üniversiteler için bir devrim yapılması şart gibi. Özellikle her konuda muasır devletlerle kendimizi kıyaslarken üniversiteleri bunun dışında tutmak düpedüz kandırmaca olur gibi.

Eminim her üniversitenin yöneticisi pırlanta gibi insanlardır. Eminim her seçilen rektörün de aklında yapmak istediği güzel işler vardır. Benim söylemek istediklerim aslında sisteme. Tam olarak vizyon sahibi olmadan seçimle başa gelen röktörlerimiz bir yana dursun, onu seçenlere mahçup olmamak için iş paslayanından tutunda akademik araştırma için bütçe ayırmak yerine yeni bina dikmenin daha makul olduğunu düşünenlere kadar yeri değişmesi gereken çok şey var.

Yönetim bir bilimse ve bunun kuralları belli ise dersini veren üniversitelerinde bu bilime uygun şekilde yönetilmesi gerekir. Mesela YÖK rektör ve dekanlara düzenli olarak yönetim seminerleri düzenleyebilir. Onlara bir üniversitenin nasıl olması gerektiğini, gelir gider dengesinin ne durumda olması gerektiğini, gelir olmadan gider harcamalarını sadece devlete güvenerek yapmamaları gerektiğini, döner sermayenin at koşturdukları bir yer olmaması gerektiğini anlatabilir. Mesela vizyonel üniversitelerin geçtiği yolları adım adım anlatabilir. Üniversitelerin 5, 10, 20 hatta 50 yıllık planlar hazırlaması gerektiğini öğretebilir. Popüler olan bölümleri açıp para kazanmak yerine alanında iyi olduğu konulara odaklanması gerektiğini öğretebilir. Kısacası üniversitelerin daha iyi olması için sistemli bir çalışma ve köklü bir değişiklik gerekir.

Gelelim bizim yapmamız gerekenlere. Bence artık herkes memnuniyetsizliğini dile getirmelidir. Bunu sadece eleştirmek için değil, içinde bulunduğu kurumu daha iyi bir yer haline getirmek için yapmalıdır. Korkusuzca, üniversiteleri içinde doğru gitmeyen ne varsa rahatça eleştirebilmelidir. Şirket yönetiminde olduğu gibi kararlar beraber alınmalı stratejiler beraber ve uzun dönemler için belirlenmelidir. Her rektör değiştiğinde o üniversite içinde köklü değişiklikler olmamalıdır. Üniversite senatosunda herkes rektörün azına bakmak yerine iyi işleyen şirket yönetim kurulu gibi herkesi sorumluluklarını bilerek o toplantılara katılmalı, şirketin CEO’suna yapılan sunumlar gibi ciddi projelerle gelinmelidir.

Uzun lafın kısası, birileri eleştirmek için dahi olsa üniversitelerdeki bu sorunu dile getirdi. Şimdi üzerimize düşen bu yönetim şeklinin ne olduğuna hep beraber karar verebilmekte. Neyseki sorun olduğunu düşünen sadece ben değilmişim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir