Girişimci Olmak Kolay mı?

simticiKolay. Kolay olmayan girişimci olmak için yürek gösterip, o gücü içinde bulmak. Cesaretini toplamak, korkularından arınmak. Gerisi gerçekten çok kolay.

Birisi bana bu soruyu sorduğunda ona bu cevabı veriyorum. Girişmci olmanın nesi zor olabilir ki? Her işletme sahibi, ekmeğini taştan çıkarabilen her esnaf, iş adamı girişimci değil mi? Yolda su, peçete satan, köşe başında simit, kestane satan, akşamları Boza diye bağırıp boza satan girişimci değil mi? Bunları yapabilecek bir engeliniz yoksa pek tabi rahatlıkla girişimci olabilirsiniz. Girişiminizin illa milyonlarca lira para kazanmasına gerek yok.

Neyse uzun lafın kısası, girişimci olmak çok kolaydır. Neden bu kadar önem verilip şişirildiğini de anlamıyorum. Zor olan girişimi ayakta tutma kısmı. Onu da bir başka yazımda anlatırım.

Etik Değerler Üzerine

Hayatta herkesin bazı değerleri olması gerektiğine inanırım. Kişi bu değerlerini ailesinden, çevresindeki yakın arkadaşlarından ya da dini inanışından alabilir. Bunda bir sınırlama olduğunu düşünmüyorum. Zaten insanın değer yargıları çevresinde gördükleri, yaşadıkları ile şekillenir.

Uzun zamandan beri sahip olduğum, takip etmek istediğim değerleri yazılı hale getirmek istemişimdir. Bu değerleri yazılı hale getirdiğimde karar verirken zor durumda kaldığım anlarda başvurabileceğim bir kaynak olarak görürüm. Değerlerimle ilgili bazı notlarımı aşağıda paylaşıyorum. Bu değerlerin gördüklerimle, yaşadıklarımla zamanla değişeceğini, gelişeceğini düşünüyorum. Siz de buradan yola çıkarak kendinizde olmasını istediğiniz değerleri sıralayabilirsiniz. Çok işe yarayacağını yıllar sonra siz de göreceksiniz.

Dürüst Olmak
Her konuda herkese dürüst olmak. Ailemize, eşimize, ekip arkadaşlarımıza, devlete, insanlığa dürüst olmak. Sonuçları her ne olursa olsun, doğru, dürüstçe olduğuna inandığım tüm görüşleri rahatça paylaşabilmek.

İyi Olmak
Her durumda aklından iyiyi geçirmek. Her daim kendim ve başkaları için iyi sonuçlar düşünmek.

Girişimci Olana Değer Vermek
Her daim girişimci ruhları desteklemek. Girişimci olmak.

Açık Fikirli Olmak
Geçmişte öğrendiklerimin gelecekte öğreneceklerimin önüne geçmemesi için açık fikirli olmak. Sürekli öğrenmeye inanmak.

Sorgulayıcı Düşünce Yapısına Sahip Olmak
Her zaman her konuda neden sonuç ilişkisini sürekli kendime sorarak bir işin nasıl yapıldığını anlamak. Çevremdeki insanların da her konuyu sorgulayarak doğruyu bulmalarına yardımcı olmak.

Yardımsever Olmak
Kazandıklarını, eldekileri paylaşmasını bilmek. Paylaşmanın mutluluğu artırıcı bir unsur olduğunu hep hatırlamak. Yardım etmek kadar herhangi bir konuda gelen yardım taleplerine açık olmak.

Kendine Güvenli Olmak
Her şart ve durumda kendine güvenmek.

İşbirliğine Açık Olmak
Her türlü iş birliğine açık olmak.

Lider Olmak
Çevrem ve toplum için liderlik etmek, liderlere uygun davranışlar sergilemek.

Sonuç Odaklılık Üzerine

targetSadece iş hayatında değil, hemen hemen her alanda bizlerin yapması gereken çalışmalar, ulaşmamız gereken hedefler var. Üstelik bu çalışmları belirli bir zaman dilimi içinde yapmamız gerekiyor. Geç gelen bitmiş iş, o işe olan ihtiyacı azaltabileceği gibi artık hiçbir anlamıda olmayabiliyor.

Bugün sonuç odaklılık üzerine yazmak istedim. Gerek iş hayatında, gerekse öğrencilik yıllarımda çevremde gördüğüm en büyük eksiklerden birisi sonuç odaklı olma konusuydu. Yine aynı şekilde sonuç odaklı olabilmekle inisiyatif alabilme arasında da bir bağlantı olduğunu düşünüyorum. İnisiyatif konusu ayrı bir yazı konusu ama burada yazımı yazarken bazı bölümlerde o konuya atıfta bulunacağım.

Bu konuyla ilgili güzel bir atasözü var. Bir işe başlamak bitirmenin yarısıdır. Öyleyse bir işte sonuca ulaşmak için öncelikle içinizde o işe başlama motivasyonunu göstermeniz gerekli. O işe giriştikten sonra sonuca ulaşmak hiç başlamayan birine göre daha kolay. O yüzden öncelikle bunu unutmayalım. Yapılması gereken bir işi zamanında yapmaya başlamak sonuca ulaşmanın ilk adımı.

Peki sonuca ulaşma konusunda çevremde gördüğüm insanlarda sorun nerede? Aslında ilerledikleri işlerde belirli bir karar verilmesi gereken durum olduğunda genelde durup beklemeyi tercih ediyorlar. Orada işi ilerletmek için gerekli aksiyonu almıyorlar. Oysa bana göre işi sonuca götürmeleri için kırıp geçirmeleri gerekiyor. Ee haliyle işin arasına biraz soğukluk girince o iş hiçbir zaman sonuca ulaşmıyor. Taki ben ya da bir üst yöneticileri nerede takıldınız sorun ne diye sorana kadar. Üstelik öyle basit sorunlarda takıldıklarını görüyorum ki, birini telefonla arayıp sorunu çözüm yola devam etmek varken işi orada bırakıyorlar.

Siz siz olun, bir yerde takıldığınızda önce siz olsanız bu işi nasıl çözerdim diye düşünün, sonra yöneticim olsa bu işi nasıl çözerdi diye kendinize bir sorun. O da olmadı çevrenizdeki arkadaşlarınıza bu soruları sorarak bir çözüm üretmeye çalışın. Çalışın ki sonucuna ulaşmak istediğiniz şeye zamanında ulaşın.
Görsel kaynak: http://blog.fortinet.com/uploads/media/industry-trends-news/target.jpg (31.12.2014, 12.07)

İnovasyonun Önündeki En Büyük Engel: Lider

130410_inoooo.hlargeSon zamanlarda inovasyon çok fazla konuşulur oldu. Aslında hayatın en önemli gelişim alanlarından birisi. Bugün gelişmiş ülkelerin çoğu inovasyonları sayesinde bir yere gelmiş ülkeler.

Bazı ülkeler çok rahat inivasyon yaparken neden diğer ülkeler inovasyon konusunda geriden geliyor. Gerçi geriden gelen ülkeler birçok konuda geriden geliyor ama neden özellikle böyle önemli bir şeyin üzerine gitmeyi tercih etmiyor. Bence en önemli konulardan birisi bu. Gelişen ülkelere baktığınızda aslında bizim gibi değiller. Özellikle Power Distance denen konuda bizden öndeler diyebilirim. Power Distance’a güç mesafesi diyebiliriz. Açıklaması da verdiğim linkte mevcut. Kısaca biz Türkler bir yöneticinin karşısında elpençe divan dururken ileri mediyenetlerde bu durum biraz farklı. Yöneticileri ile daha rahat iletişim halindeler. Bu da tabiki inovasyonun önündeki en büyük engelin aslında o birimin yöneticisinde/liderinde olduğunu gösteriyor. Liderle iletişim iyi ise bir yenilik yapmak daha kolay. Ancak lider yeniliklere kapalı, iletişim becerileri zayıf ise inovasyonda zor çıkıyor.

Bizlerin ülke olarak ilerlemesi için önce çok iyi iletişim kurmayı öğrenmemiz gerekiyor. Sonra devlet, şirket destekleri gelebilir. Öncelikle yenilikten korkmadan, en mükemmel ve büyük bir fikrin, yeniliğin çok küçük yaşta bir çocuktan da gelebileceğini özümseyerek çalışanlara yaklaşmak lazım. Eğitimi de unutmamak gerekli.
Görsel kaynak: http://www.ntv.com.tr/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/Teknoloji/130410_inoooo.hlarge.jpg (31.12.2014, 11.45)

Şirket Kurmakla Projeye Başlamak Arasındaki Fark

company_projectsÇevremdeki bazı girişimci arkadaşlarımın yaptıkları işle ilgili konuşurken “Bizim projemiz şununla ilgili, projemizde bu fazdayız” dediklerini duyuyorum. Proje mi diye sorduğumda da yaptıkları işin adını söylüyorlar. Aslında kendi şirketlerinde olduklarının farkında değiller.

Projenin tanımı bellidir. Daha doğrusu hangi zaman aralığında başlanacağı, ne zaman biteceği, projeye kimlerin katkı sağlayacağı ve bütçesi o projeye başlamadan önce bellidir. Ancak yaptıkları işe proje diyen arkadaşların bunu demesinin sebebi kurumsal şirketlerde çalışırken yapılan yeni ürün geliştirmelerine, bir sorunu çözmeye yönelik alınan aksiyonlara proje denmesinden kaynaklanıyor.

Şirket kurmak ve büyütmek projeye başlamaktan ve bitirmekten çok farklı bir şeydir. Şirket bir ömür biçilmemişse sunsuza kadar yaşaması için kurulur. Dünyada 1000 yılı aşkın şirketler olduğu düşünülürse aslında bir şirket kurmak sonsuza kadar gidecek bir oluşumdur. Projeler de o şirketin alt bileşenleri olabilir.

Bu yüzden girişimci arkadaşlarıma tavsiyelerim. Şirket kurduysanız şirket kurdum diyin. Şirketimin şu projesi üzerinde çalışıyoruz diyebilirsiniz.
Görsel kaynak: http://www.grandspektra.com.my/pictures/company_projects.jpg (31.12.2014, 11.35)

İşten Çıkarmalarda Duygusal Olmak mı? Olmamak mı?

113154836Şuna eminim ki bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. İşletmelerin temsil ettiği bir karakter olsada maalesef duyguları olmuyor. Agrasif, çevreye duyarlı, şeffaf, dürüst, güvenilir gibi karakter özellikleri şirketleri tanımlarken kullanabiliyoruz ama şirketlerin duygu durumlarını seçmek mümkün değil. Mesela A şirketi bugün biraz üzgün diyebiliyor muyuz? B şirketi duygularını dışa vurur diyebiliyor muyuz? Hayır. O zaman insan kavramına biraz inebiliriz. Yani şirketi bir kenera bırakıp, bir şirketi şirket yapan onun insanlarına ve yöneticilerine değinelim.

Birini işten çıkarmak en zor kararlardan biridir. Aslında bu kararda hemen hızla uygulanan bir karar değildir. Olmamalıdır. Bir insanın geçimini sağladığı yerden ayrılması onu zora sokabileceği gibi işten ayrılmaz ise çalıştığı şirkete zarar vermesi de söz konusu olabilir. Ben de işim gereği bir çok arkadaşımızı işe aldım ve çıkardım. İşe alım süreçlerinde hep devrede olmak istedim çünkü ekibimle uyumlu çalışacak arakdaşları seçmek önemliydi. Kendi görüşüm kadar işe girecek kişinin çalışacağı yöneticinin de fikirlerini almaya özen gösterdim. Bazen yöneticilerimin işaret ettiği arkadaşları işe aldım. Ama şunu söyleyebilirim ki hiçbirinde duygusal yaklaşmadım. Birçok şirkette olduğu gibi.

Şunu unutmayın. Bir şirket birini işten çıkarıyorsa bunun bir sebebi vardır. Zaten kanunlarda bunun bir sebebi olması gerektiğini söyler. Kişinin performansı yeterli değildir. Şirket küçülmeye gitmiştir. O alanda yeni bir çalışana ihtiyaç yoktur. Bunların hepsi teker teker bir sebep olabileceği gibi birkaçı da bir arada olabilir.

Birini işten çıkarmadan önce onunla konuşmak, sorunlarını dinlemek, performansa dayalı bir durumsa nedenlerini anlamak gerekir. Bunlar çözülebilecek sorunlarsa çözülmeli, değilse o kişi ile vakit geçirmeden yolları ayırmak gereklidir.

Yani birini işten çıkarıyorsanız, ya da işten çıkarlan siz iseniz bunun mutlaka bir sebebi olduğuğunu unutmamanız gerekir. Kişisel algılamamak ve önünüze bakmak en doğru olanıdır.
Görsel kaynak: http://0.tqn.com/y/humanresources/1/W/o/P/113154836.jpg (31.12.2014, 11.30)

Girişimci Olmak Kolay mı Zor mu?

inspirational-smll-business-quotes2Bana gelen bazı sorulardan birisi de girişimci olmanın kolay olup olmadığı. Bu soruya nasıl cevap verilebilir diye bazen düşünüyorum. Bir etkinlikte bana bu soruyu soran benden genç bir üniversiteli arkadaşıma en doğru cevabı nasıl verebilirim diye düşünürken aslında bu sorunun tam bir doğru cevabı olmadığının farkına vardım. Çünkü zor ve kolay kavramları bir hayli göreceli kavramlar.

Size zor gelen bir şey bir başkasına kolay gelebilir. Bana 6 kilometre durmadan koşmak kolay gelirken bir başkasına zor gelebilir. Yine aynı şekilde bir matematik problemini çözmek birisi için çok kolayken bir başkası için zor olabilir. Sonuçta girişimciliğin zor mu kolay mı olup olmadığı soruyu sorana bağlı bir durum.

Bu işin en güzel yanı girişimcilik öğrenilebilen bir şey. Yani tecrübelerinizden ders çıkaran biriyseniz bir sonraki girişiminizin bir öncekinden daha kolay geleceğini size söyleyebilirim. Ne kadar çok bu işlerin içinde olursanız, başkalarının tecrübelerini dinlerseniz girişimcilik size o kadar kolay gelmeye başlayacaktır. Bu yüzden sürekli okumalı, dinlemeli ve en önemlisi de denemelisiniz. İşte o zaman hiçbir şeyin size zor gelmeyeceğini anlayacaksınız.
Görsel kaynak: http://cdn3.geckoandfly.com/wp-content/uploads/2014/08/inspirational-smll-business-quotes2.jpg (30.12.2014, 16.28)

En Büyük Düşman EGO’dur

egoHalk arasında egoları ne kadar büyük denen insanlar vardır. Bunu söyleyen insanların aslında kimi zaman o kişiyi ukala olarak nitelendirmek istediğini anlıyorum. Ego’ları büyük insanlar hayatta çok fazla, herkesin az da olsa egosu var. Egosuz insan yok gibi. Ben de bunlardan biriyim. Bazı konularda – iyi bildiğim konularda – egomun önüne geçemediğim zamanlar oluyor. Ancak iş hayatında saygı ile ego’nun birbirine karıştığına çok tanık oldum/oluyorum.

İş hayatında her kim olursa olsun, önce karşıdaki kişiye Bey ya da Hanım diye hitap etmeli. Özellikle o kişiye adıyla htiap etmek istiyorsa ona “Size adınızla hitap etmemde bir sakınca var mı?” diye sormalı. Sorulmadan kişiye ismi ile hitap etmek yanlış bir davranış. Nasıl ki ilk izlenim çok önemli ise kişinin hoşuna gitmeyen bir hitap şekli ile ona seslenmek ilk izlenimlerinde kötü oluşmasına sebep olacaktır. EGO’su olan insanlar sanırım ilk önce bu saygı kurallarını çiğniyor. Bununla ilgili bir akademik araştırma var mı araştırmadım, ancak gözlemlerimle yola çıkarak bunu yazabiliyorum.

Ego konusunda aslında yazacak çok şeyim var. Bunları zamana yaymakta yarar olduğunu düşünüyorum ama size ego ile ilgili Revolver filmindeki son sahneyi izlemenizi öneririm. Sonrasında da Devrim Demirel’in güzel nasihat bıraktığı benim de katıldığım bu yazıyı okuyabilirsiniz.

 

Görsel kaynak: http://themojocompany.com/wp-content/uploads/2014/01/completaego.gif

Kipru’yu Hatırlayan Var Mı?

kiprucomHiç aranızda Kipru’yu hatırlayan var mı? Belki vardır, hatırlamak isteyen ya da öğrenmek isteyenlere şu iki haberi göstermek isterim. 1, 2, ayrıca bu videoyu da izleyebilirsiniz, ya da hazırladığımız kısa tanıtım videosuna bakabilirsiniz. Kipru benim başlattığım girişimlerden biri. Blogumda yer vermemiş olmanın ona haksızlık olacağını düşünerek bir yazı yazmam ve tecrübelerimi paylaşmam gerekli diye düşündüm.

Bir dönem bilirsiniz grup alışveriş siteleri oldukça popülerdi. Kipru o dönemin ilk oyuncusuydu. Hayır, o dönemde ŞehirFırsatı ve Grupanya vardı diyebilirsiniz. Ancak Kipru bu iki markadan birkaç ay önce açılmış bir projeydi.

Grup alışveriş siteleri oldukça önemli bir pazar yarattı. Küçük işletmelerin en büyük sorunlarından biri olan yeni müşteriye ulaşma maliyeti, müşterilerin bu hizmetten kazançlı çıkmaları ve platformu hazırlayıp sunanların aldığı komisyonlar kazan-kazan-kazan üçgeninde mantıklı bir iş oldu. Ben de bu işi Amerika’da bizzat test ettikten sonra Türkiye’de başlatmaya karar vermiştim. Bir nevi teknoloji transferi yapmak istemiştim.

Kipru’yu küçük bir ekiple çok kısa bir sürede ofis olmadan hayata geçirdik. Hatta indirimli ürünleri üniversiteden sınıf arkadaşımın işletmesi Kızılkayalar’dan yaptık. O zaman fark ettim ki bu iş aslında büyük bir ekiple yapılmalı. Ben bu kısmı atlamıştım. Bir yerden sonra, yeni ilan bulmakta zorlandık ve rekabetin inanılmaz boyutlara geleceğini fark edince hiç vakit kaybetmeden siteyi kapama kararı aldık.

Bugün bile bazı arkadaşlarım, sen Kipru’yu yapsaydın şimdi köşe olmuştun diyor. Onlara uzun uzun aslında neden o işe çok dalmamamın, hemen çıkmamın gerekçelerini açıklıyorum. Bazı durumlarda oyunu iyi oynamak gerek. 6 ay siteyi açık tutup kapattık. Daha fazla yatırım yapmak ve oyunda kalmak mı, yoksa rekabetin çok yoğun olduğu ve kaynakların sınırlı olduğu – zaman dahil – bir dönemde bu işe girmek mi? Ben hemen çıkmayı tercih ettim ve şimdi geriye dönüp baktığımda çok doğru bir karar verdiğimi görebiliyorum.

Çıkardığım dersler arasında, bütçeyi doğru hazırlamak, daha hızlı olmak, ekibi doğru kurmak ve nefesin yeteceği bütçeyi ortaya koyabilmek olarak sıralayabilirim. Ha bir de bir işte çalışırken başka bir iş yapılamayacağını da tecrübe etmiş olmuştum. Sonraki tüm girişimlerimde sadece o işe fokus oldum.

Girişimci – Yatırımcı İlişkisi

vision_in_conceptualizingBir şirket kurdunuz ve bir yatırımcı size yatırım yaptı. Peki bundan sonra ne olacak hiç düşündünüz mü? Hiç aklınıza yatırım aldıktan sonraki süreç nasıl işler diye getirdiniz mi bilmiyorum ama asıl işin yatırım aldıktan sonra başladığını tecrübelerime dayanarak söyleyebilirim. Bu yazıda kendi endindiğim ve çevremde yatırım almış olan arkadaşlarımdan edindiğim tecrübeleri sizlerle paylaşacağım.

Öncelikle girişimciden girişimciye fark olduğu gibi yatırımcıdan yatırımcıya fark olduğunu da bilerek bu yazıyı yazdığımı bilmenizi isterim. Okuyacağınız bu yazıyı herkes için geçerli bir formül gibi yorumlamamanızı isterim. Herkes farklı tecrübeler yaşayabilir. Gelelim girişimci ile yatırımcı arasındaki ilişkiye…

Girişimci olduğunuzu hiçbir zaman unutmayın. Yatırım almak hayattaki en büyük şey değil. Asıl iş şimdi başlıyor. Bu yüzden aldığınız yatırımın sarhoşluğunu yaşayıp havalara girmeden yaptığınız işi yapmaya devam edin. Yatırımcının girişiminize olan güvenin en önemli teminatı siz girişimcilersiniz, bu yüzden sizin değişmediğinizi görmek yatırımcılarınızı da memnun edecektir. Hatta sorumluluklarınızın arttığını, başkasının risk alarak size yaptığı yatırımında sorumluluğunun sizde oluğunu unutmayın.

Yatırımcının beklentilerini iyi anlayın. Onların sizden ne istediğini çok iyi anlayın. Onlarla beklentileri, sizden istedikleri hakkında konuşmalar yapın. Onları anlamaya çalışın, doğru anlayıp anlamadığınızı kontrol edin. Elbette bir yatırımcının amacı size verdiği parayı daha değerli hale getirmeniz, katlayarak büyütmenizdir. Yani girişiminze koyduğu 1 Lirayı kısa sürede 20 lira yapmanızı bekler. Bunu aklınızdan çıkarmadan bir ilişki kurduğunuzu unutmayın.

İstenen – hatta istenmeyen – raporları zamanında ve detaylı olarak sunmaya çalışın. Her yatırımcı sizden dönem dönem şirketin gidişatı hakkında bilgi almak isteyebilir. Bunlar formal bilgi akışı olabileceği gibi informal şekilde de olabilir. Ancak siz olabildiğince yazılı gitmeye çalışın ve belirli sürelerle standart raporlar hazırlayın. Şirketin nakit akışı hakkında bilgiler verin, pivot yapacaksanız bunlar hakkında yatırımcınızı bilgilendirin, mentorlarınızla karar alma süreçlerinde iletişimi sıklaştırın. Ancak girişiminizde her ne oluyorsa düzenli bir formatta yatırımcılarınıza sunmaya çalışın.

Kilometre taşlarını beraber belirleyin. Yatırımcınızla birlikte her ne kadar çok detaylı bir iş planı olmasada yazılı, belirli mihenk taşlarının olacağı bir yol haritası hazırlayın. Ne zaman hangi hedefe ulaşacağınızı söyleyin, bu hedeflere ulaşmak için hangi yolları izleyeceğinizi paylaşın. Yine bu hedefler için nelere ihtiyaç duyduğunuzu da ekleyin.

Yatırımcınızın yaptığınız işi çok iyi anlamasını beklemeyin. Yatırımcınız sizinle aynı vizyonu paylaşıyor olabilir, ancak yaptığınız işi sizden daha iyi bilmesini beklemeyin. Bu yüzden yatırımcınızdan akıl alırken bunu unutmadan almaya çalışın. Zaman zaman işinizi anlamadığı durumlarda sizi istemeyerek yanlış yönlendirebilir. Durumu izah edin, neden bunu yaptığınızı doğru anlatın.

Bir anlamda yatırımcınızı temsil ettiğinizi unutmayın. Evet, size yatırım yapan bir yatırımcıyı da temsil ediyorsunuz. Aynı ailenizi, şirketinizi temsil ettiğiniz gibi.

Sektörünüzle ilgili gelişmelerden haberdar edin. Düzenli olarak içinde bulunduğunuz sektörle ilgili iyi ya da kötü son haberleri, gelişmeleri yatırımcınız ile paylaşın. Bu bilgiler ışığında yatırımcınız yeni aksiyonlar alabilir ya da size farklı yönlendirmelerde bulunabilir.

 

Görsel: http://www.tfaadmin.com/wp-content/uploads/2013/03/vision_in_conceptualizing.jpg