Stratejik Düşünme ve Karar Ağacı

Son okuduğum kitaplardan birisi  Avinash Dixit ve Barry Nalebuff’un beraber yazdığı Stratejik Düşünme kitabı. Kitap Sabancı Üniversitesi Yayınları’ndan çıkmış ve burada satışta. Kitabın konusu kısaca karar alma noktalarında nelere dikkat etmemiz gerektiği üzerine yoğunlaşıyor. Kazanmaya! Karar alırken nelere dikkat etmemiz gerekiyor, hangi şartlar altında nelere dikkat etmeli gibi konulara değinilen kitapta oldukça geniş örnekler var. Oyun teorisinin keyfli yanlarını size sunan kitap bazı yerlerde matematiksel formül ve çözümlere girerek kitaptan kopmanıza sebep olsa da okunması gereken bir kitap.

Stratejik düşünme hayatımızın her anında kullandığımız bir düşünce yapısı. Gelişmekte olan bir semtten ev almak, yeni pazarlara açılacağını bildiğiniz bir şirketin borsadaki hisselerini satın almak, bir ülkeyle savaşa girmek, topu kalecinin hangi tarafına atacağını bulmak bunların hepsinde stratejik düşünme yer alıyor. Bunların hepsinde de aşağıdaki gibi bir karar ağacı kullanılıyor.

Screen Shot 2015-05-29 at 08.02.26

 
İş fikrini buldunuz diyelim. Bu patenti alınmış bir ürün olsun. Bunu hemen satarak gelir elde edebilirsiniz. Ya da bu fikri pazara kendiniz sunarak çalışmaya başlayabilirsiniz. Her iki durumda da gelir ve giderler farklı olacaktır. Fikri hemen satmak istediğinizde $50.000 dolar kazanacaksınız ama fikri siz pazara sunmak istediğinizde iki seçenecek daha karşınıza çıkacak. Bunlardan birisi %70 ihtimalle iş fikriniz pazarda tutacak başarılı olacaksınız ya da fikriniz tutmayacak ve başarısız olacaksınız. Fikrin tutması durumunda 1 Milyon dolar kazanacaksınız, tutmazsa 0 dolar sizi bekliyor. Ancak burada dikkat edilmesi ve karar süreçlerinde etkin olması gereken bir durum var. İş fikrinin pazara sizin tarafınızdan sunulması durumunda başarılı olma ihtimali %70, başarısız olma ihtimali %30. Karar verirken bu ihtimalleri, daha önce o işi yapıp yapmadığınıza, pazarın ihtiyacını doğru anlayıp anlamadığınıza göre değiştirebilirsiniz.

Bu gibi karar ağaçları ülkeler tarafından, siyasi partiler tarafından oldukça etkin kullanılan ağaçlar. Bu örnekleri arttırmak mümkün, hayatın her alanında bu karar ağaçlarını bilerek ya da bilmeyerek kullanıyoruz. Elbette yukarıda verdiğim modelde kararlar ve sonuçları öngörülebilir. Kitabın asıl keyifli yanları öngörülemeyen kararlarda ya da rastgele bir kararı seçtiğinizde sonuçların ne kadar değişken olabildiğini gösteren bölümler. Okumanızı tavsiye ederim.

Siz karar alırken nelere dikkat ediyorsunuz? Neleri nasıl yapmayı tercih ediyorsunuz?

 

Şirket Açmak ve Kapamak En Kolayı

magnetic-gsa-container-signGirişimci adayı arkadaşlar genelde “bir şirketim olsun” diye söze girer. İşin başında herkes için genelde bu iş sanki bir şirket kurmaktan ibaret gibidir. İş kurmanın, yeni müşteriler kazanmanın, ürün geliştirmenin zorluklarını bilmeyen girişimci için şirket kurulduğu andan itibaren bütün bunlar olacakmış gibi gelir. Oysa gerçekler böyle değil. Hem de en acısından söylüyorum, işin en kolay kısmı bir şirket kurmak ve o şirketi istediğinde kapamaktır.

Bir şirket kurmak daha doğrusu yaratmak için olabildiğince yoğun bir şekilde çalışmanız gerekiyor. Yani şirketinizi resmi olarak kurmak için öncesinde yapmanız gereken bazı aşamalar var. Bunlardan birisi yapacağınız iş fikrini ispat etmek. Yani o fikrin bir müşterisi var mı, sokağa çıksam bunu kaç kişi alır gibi testleri yapmış olmanız gerekiyor. Sonra bence birkaç müşteri bulmanız ve iş yapmanız, fatura kesebilir duruma gelmeniz iş kurmadan önce yapmanız gerekenler arasında. Sonra işi resmi hale getirip bir şirket kurabilirsiniz. İşte o zaman bir şirket kurdum, daha doğrusu bir şirket yarattım/yarattık diyebilirisiniz.
Görsel kaynak: safefile.com

Teknolojiye Zaman Harcamak Neden?

tOrtaokul yıllarımdan beri iş dünyasını hep merak etmişimdir. Harçlıklarımla iş dünyası dergileri alır zaman buldukça okurdum. Dergi içindeki şirket bina ve yöneticilerinin resimlerine bakar, yazıları okurken bu işleri nasıl yapıyorlar diye öğrenmeye çalışırdım. Anlyacağınız o zamandan kendi işimi kurmayı kafaya koymuştum. Her ne kadar iş dünyasını okuyarak, yaşayarak hatta düşe kalka öğrensek de edindiğim tecrübelerden birini hem kendime not hem de size tecrübe olması açısından buradan paylaşıyorum. Bu arada o resimlerine bakıp hayıflandığım binaları da satın almak yerine kiralamak gerektiğini de artık biliyorum.

Zaman zaman bulunduğumuz coğrafya gereği acaba yanlış yoldamıyım diye düşünsem de yeni dünyanın yani teknoloji dünyasının girişimcisi olmayı tercih etmişimdir. Yazılım satmak için gittiğim bir işletmede bunun crack’i var onu aldım kullanıyorum diyen birine yaptığının yanlış olduğunu anlatmak yerine bir dönerci açıp yarım ekmek ayran satsam daha mı iyi olur diye düşündüğüm anlar çok olmuştur. Bugün zincir haline gelen dönerci dükkanlarını görünce de geç kaldığımı anlıyorum 🙂 Her neyse yazımıza dönüp teknoloji girişimcileri için edindiğim tecrübeleri paylaşmaya devam edeyim.

Bir girişime başlarken bu işi en az maliyetle nasıl yapabilirim diye düşünün. Elbette maliyetin içinde mutlaka zamanı da ekleyin. Zaman hesaplanması gereken en önemli giderlerinizden biri olacaktır. Bu yüzden bir iş yaptığınızda ya da yapmaya karar verdiğinizde önce hangi teknolojilere ihtiyacınız olduğunu düşünün. Sonra bu teknolojileri sıfırdan oturup yazmak yerine yapılmışı kullanmanın size neler kazandıracağına odaklanın. Bugün otursanız WordPress’in yaptığı işi yapacak bir CMS’i yazmanız ömrünüzü alabilir. Bunun yerine basit ve hızlı bir şekilde wordpress sitesi kurar, binlerce geliştiricinin yazdığı uygulamaları hızlı bir şekilde işin içine entegre ederek istediğim işleri kolayca yapabilirim demeyi tercih edin.

Google Analytics kodunu sitelerimize eklemeyi hepimiz tercih ediyoruz. Neden oturup bir siteye giren kullanıcıları sayan bir yazılım yazmadığınızı düşünün. Çünkü bu işi sizden iyi ve daha önce yapan biri var. Google Analytics gibi işinize yarayacak çok fazla yazılım var. Bunları araştırın ve sizin için doğru olan ürünü kullanmaya başlayın.

Siz teknolojiyi geliştirmek yerine gelişmişi kullanmaya başladığınızda asıl işinize odaklanmaya başlıyorsunuz. Satış, pazarlama, üretim gibi süreçlerinize daha fazla zaman kalıyor. Geçmişte benim de teknolojiye odaklandığım ve asıl işlere yeterince zaman ayrımadığım anlar yüzünden hedeflerimin gerisinde kaldığım anlar oldu. Bu yüzden tekrar söylüyorum. Bir işi kurduğunuzda – ki bu işin ana işi o teknolojiyi geliştirmek değilse – hiç teknoloji geliştirmekle uğraşmayın. Olanı satın alın ve kullanın.

Öyleyse işi daha da büyütmek varken asıl işiniz olmayan teknolojiye zaman harcamak neden?

.

Görsel kaynak: http://blogs-images.forbes.com/joshbersin/files/2014/10/t.jpg

Girişimci Olmak Kolay mı?

simticiKolay. Kolay olmayan girişimci olmak için yürek gösterip, o gücü içinde bulmak. Cesaretini toplamak, korkularından arınmak. Gerisi gerçekten çok kolay.

Birisi bana bu soruyu sorduğunda ona bu cevabı veriyorum. Girişmci olmanın nesi zor olabilir ki? Her işletme sahibi, ekmeğini taştan çıkarabilen her esnaf, iş adamı girişimci değil mi? Yolda su, peçete satan, köşe başında simit, kestane satan, akşamları Boza diye bağırıp boza satan girişimci değil mi? Bunları yapabilecek bir engeliniz yoksa pek tabi rahatlıkla girişimci olabilirsiniz. Girişiminizin illa milyonlarca lira para kazanmasına gerek yok.

Neyse uzun lafın kısası, girişimci olmak çok kolaydır. Neden bu kadar önem verilip şişirildiğini de anlamıyorum. Zor olan girişimi ayakta tutma kısmı. Onu da bir başka yazımda anlatırım.

Etik Değerler Üzerine

Hayatta herkesin bazı değerleri olması gerektiğine inanırım. Kişi bu değerlerini ailesinden, çevresindeki yakın arkadaşlarından ya da dini inanışından alabilir. Bunda bir sınırlama olduğunu düşünmüyorum. Zaten insanın değer yargıları çevresinde gördükleri, yaşadıkları ile şekillenir.

Uzun zamandan beri sahip olduğum, takip etmek istediğim değerleri yazılı hale getirmek istemişimdir. Bu değerleri yazılı hale getirdiğimde karar verirken zor durumda kaldığım anlarda başvurabileceğim bir kaynak olarak görürüm. Değerlerimle ilgili bazı notlarımı aşağıda paylaşıyorum. Bu değerlerin gördüklerimle, yaşadıklarımla zamanla değişeceğini, gelişeceğini düşünüyorum. Siz de buradan yola çıkarak kendinizde olmasını istediğiniz değerleri sıralayabilirsiniz. Çok işe yarayacağını yıllar sonra siz de göreceksiniz.

Dürüst Olmak
Her konuda herkese dürüst olmak. Ailemize, eşimize, ekip arkadaşlarımıza, devlete, insanlığa dürüst olmak. Sonuçları her ne olursa olsun, doğru, dürüstçe olduğuna inandığım tüm görüşleri rahatça paylaşabilmek.

İyi Olmak
Her durumda aklından iyiyi geçirmek. Her daim kendim ve başkaları için iyi sonuçlar düşünmek.

Girişimci Olana Değer Vermek
Her daim girişimci ruhları desteklemek. Girişimci olmak.

Açık Fikirli Olmak
Geçmişte öğrendiklerimin gelecekte öğreneceklerimin önüne geçmemesi için açık fikirli olmak. Sürekli öğrenmeye inanmak.

Sorgulayıcı Düşünce Yapısına Sahip Olmak
Her zaman her konuda neden sonuç ilişkisini sürekli kendime sorarak bir işin nasıl yapıldığını anlamak. Çevremdeki insanların da her konuyu sorgulayarak doğruyu bulmalarına yardımcı olmak.

Yardımsever Olmak
Kazandıklarını, eldekileri paylaşmasını bilmek. Paylaşmanın mutluluğu artırıcı bir unsur olduğunu hep hatırlamak. Yardım etmek kadar herhangi bir konuda gelen yardım taleplerine açık olmak.

Kendine Güvenli Olmak
Her şart ve durumda kendine güvenmek.

İşbirliğine Açık Olmak
Her türlü iş birliğine açık olmak.

Lider Olmak
Çevrem ve toplum için liderlik etmek, liderlere uygun davranışlar sergilemek.

Sonuç Odaklılık Üzerine

targetSadece iş hayatında değil, hemen hemen her alanda bizlerin yapması gereken çalışmalar, ulaşmamız gereken hedefler var. Üstelik bu çalışmları belirli bir zaman dilimi içinde yapmamız gerekiyor. Geç gelen bitmiş iş, o işe olan ihtiyacı azaltabileceği gibi artık hiçbir anlamıda olmayabiliyor.

Bugün sonuç odaklılık üzerine yazmak istedim. Gerek iş hayatında, gerekse öğrencilik yıllarımda çevremde gördüğüm en büyük eksiklerden birisi sonuç odaklı olma konusuydu. Yine aynı şekilde sonuç odaklı olabilmekle inisiyatif alabilme arasında da bir bağlantı olduğunu düşünüyorum. İnisiyatif konusu ayrı bir yazı konusu ama burada yazımı yazarken bazı bölümlerde o konuya atıfta bulunacağım.

Bu konuyla ilgili güzel bir atasözü var. Bir işe başlamak bitirmenin yarısıdır. Öyleyse bir işte sonuca ulaşmak için öncelikle içinizde o işe başlama motivasyonunu göstermeniz gerekli. O işe giriştikten sonra sonuca ulaşmak hiç başlamayan birine göre daha kolay. O yüzden öncelikle bunu unutmayalım. Yapılması gereken bir işi zamanında yapmaya başlamak sonuca ulaşmanın ilk adımı.

Peki sonuca ulaşma konusunda çevremde gördüğüm insanlarda sorun nerede? Aslında ilerledikleri işlerde belirli bir karar verilmesi gereken durum olduğunda genelde durup beklemeyi tercih ediyorlar. Orada işi ilerletmek için gerekli aksiyonu almıyorlar. Oysa bana göre işi sonuca götürmeleri için kırıp geçirmeleri gerekiyor. Ee haliyle işin arasına biraz soğukluk girince o iş hiçbir zaman sonuca ulaşmıyor. Taki ben ya da bir üst yöneticileri nerede takıldınız sorun ne diye sorana kadar. Üstelik öyle basit sorunlarda takıldıklarını görüyorum ki, birini telefonla arayıp sorunu çözüm yola devam etmek varken işi orada bırakıyorlar.

Siz siz olun, bir yerde takıldığınızda önce siz olsanız bu işi nasıl çözerdim diye düşünün, sonra yöneticim olsa bu işi nasıl çözerdi diye kendinize bir sorun. O da olmadı çevrenizdeki arkadaşlarınıza bu soruları sorarak bir çözüm üretmeye çalışın. Çalışın ki sonucuna ulaşmak istediğiniz şeye zamanında ulaşın.
Görsel kaynak: http://blog.fortinet.com/uploads/media/industry-trends-news/target.jpg (31.12.2014, 12.07)

İnovasyonun Önündeki En Büyük Engel: Lider

130410_inoooo.hlargeSon zamanlarda inovasyon çok fazla konuşulur oldu. Aslında hayatın en önemli gelişim alanlarından birisi. Bugün gelişmiş ülkelerin çoğu inovasyonları sayesinde bir yere gelmiş ülkeler.

Bazı ülkeler çok rahat inivasyon yaparken neden diğer ülkeler inovasyon konusunda geriden geliyor. Gerçi geriden gelen ülkeler birçok konuda geriden geliyor ama neden özellikle böyle önemli bir şeyin üzerine gitmeyi tercih etmiyor. Bence en önemli konulardan birisi bu. Gelişen ülkelere baktığınızda aslında bizim gibi değiller. Özellikle Power Distance denen konuda bizden öndeler diyebilirim. Power Distance’a güç mesafesi diyebiliriz. Açıklaması da verdiğim linkte mevcut. Kısaca biz Türkler bir yöneticinin karşısında elpençe divan dururken ileri mediyenetlerde bu durum biraz farklı. Yöneticileri ile daha rahat iletişim halindeler. Bu da tabiki inovasyonun önündeki en büyük engelin aslında o birimin yöneticisinde/liderinde olduğunu gösteriyor. Liderle iletişim iyi ise bir yenilik yapmak daha kolay. Ancak lider yeniliklere kapalı, iletişim becerileri zayıf ise inovasyonda zor çıkıyor.

Bizlerin ülke olarak ilerlemesi için önce çok iyi iletişim kurmayı öğrenmemiz gerekiyor. Sonra devlet, şirket destekleri gelebilir. Öncelikle yenilikten korkmadan, en mükemmel ve büyük bir fikrin, yeniliğin çok küçük yaşta bir çocuktan da gelebileceğini özümseyerek çalışanlara yaklaşmak lazım. Eğitimi de unutmamak gerekli.
Görsel kaynak: http://www.ntv.com.tr/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/Teknoloji/130410_inoooo.hlarge.jpg (31.12.2014, 11.45)

Şirket Kurmakla Projeye Başlamak Arasındaki Fark

company_projectsÇevremdeki bazı girişimci arkadaşlarımın yaptıkları işle ilgili konuşurken “Bizim projemiz şununla ilgili, projemizde bu fazdayız” dediklerini duyuyorum. Proje mi diye sorduğumda da yaptıkları işin adını söylüyorlar. Aslında kendi şirketlerinde olduklarının farkında değiller.

Projenin tanımı bellidir. Daha doğrusu hangi zaman aralığında başlanacağı, ne zaman biteceği, projeye kimlerin katkı sağlayacağı ve bütçesi o projeye başlamadan önce bellidir. Ancak yaptıkları işe proje diyen arkadaşların bunu demesinin sebebi kurumsal şirketlerde çalışırken yapılan yeni ürün geliştirmelerine, bir sorunu çözmeye yönelik alınan aksiyonlara proje denmesinden kaynaklanıyor.

Şirket kurmak ve büyütmek projeye başlamaktan ve bitirmekten çok farklı bir şeydir. Şirket bir ömür biçilmemişse sunsuza kadar yaşaması için kurulur. Dünyada 1000 yılı aşkın şirketler olduğu düşünülürse aslında bir şirket kurmak sonsuza kadar gidecek bir oluşumdur. Projeler de o şirketin alt bileşenleri olabilir.

Bu yüzden girişimci arkadaşlarıma tavsiyelerim. Şirket kurduysanız şirket kurdum diyin. Şirketimin şu projesi üzerinde çalışıyoruz diyebilirsiniz.
Görsel kaynak: http://www.grandspektra.com.my/pictures/company_projects.jpg (31.12.2014, 11.35)

İşten Çıkarmalarda Duygusal Olmak mı? Olmamak mı?

113154836Şuna eminim ki bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. İşletmelerin temsil ettiği bir karakter olsada maalesef duyguları olmuyor. Agrasif, çevreye duyarlı, şeffaf, dürüst, güvenilir gibi karakter özellikleri şirketleri tanımlarken kullanabiliyoruz ama şirketlerin duygu durumlarını seçmek mümkün değil. Mesela A şirketi bugün biraz üzgün diyebiliyor muyuz? B şirketi duygularını dışa vurur diyebiliyor muyuz? Hayır. O zaman insan kavramına biraz inebiliriz. Yani şirketi bir kenera bırakıp, bir şirketi şirket yapan onun insanlarına ve yöneticilerine değinelim.

Birini işten çıkarmak en zor kararlardan biridir. Aslında bu kararda hemen hızla uygulanan bir karar değildir. Olmamalıdır. Bir insanın geçimini sağladığı yerden ayrılması onu zora sokabileceği gibi işten ayrılmaz ise çalıştığı şirkete zarar vermesi de söz konusu olabilir. Ben de işim gereği bir çok arkadaşımızı işe aldım ve çıkardım. İşe alım süreçlerinde hep devrede olmak istedim çünkü ekibimle uyumlu çalışacak arakdaşları seçmek önemliydi. Kendi görüşüm kadar işe girecek kişinin çalışacağı yöneticinin de fikirlerini almaya özen gösterdim. Bazen yöneticilerimin işaret ettiği arkadaşları işe aldım. Ama şunu söyleyebilirim ki hiçbirinde duygusal yaklaşmadım. Birçok şirkette olduğu gibi.

Şunu unutmayın. Bir şirket birini işten çıkarıyorsa bunun bir sebebi vardır. Zaten kanunlarda bunun bir sebebi olması gerektiğini söyler. Kişinin performansı yeterli değildir. Şirket küçülmeye gitmiştir. O alanda yeni bir çalışana ihtiyaç yoktur. Bunların hepsi teker teker bir sebep olabileceği gibi birkaçı da bir arada olabilir.

Birini işten çıkarmadan önce onunla konuşmak, sorunlarını dinlemek, performansa dayalı bir durumsa nedenlerini anlamak gerekir. Bunlar çözülebilecek sorunlarsa çözülmeli, değilse o kişi ile vakit geçirmeden yolları ayırmak gereklidir.

Yani birini işten çıkarıyorsanız, ya da işten çıkarlan siz iseniz bunun mutlaka bir sebebi olduğuğunu unutmamanız gerekir. Kişisel algılamamak ve önünüze bakmak en doğru olanıdır.
Görsel kaynak: http://0.tqn.com/y/humanresources/1/W/o/P/113154836.jpg (31.12.2014, 11.30)

Girişimci Olmak Kolay mı Zor mu?

inspirational-smll-business-quotes2Bana gelen bazı sorulardan birisi de girişimci olmanın kolay olup olmadığı. Bu soruya nasıl cevap verilebilir diye bazen düşünüyorum. Bir etkinlikte bana bu soruyu soran benden genç bir üniversiteli arkadaşıma en doğru cevabı nasıl verebilirim diye düşünürken aslında bu sorunun tam bir doğru cevabı olmadığının farkına vardım. Çünkü zor ve kolay kavramları bir hayli göreceli kavramlar.

Size zor gelen bir şey bir başkasına kolay gelebilir. Bana 6 kilometre durmadan koşmak kolay gelirken bir başkasına zor gelebilir. Yine aynı şekilde bir matematik problemini çözmek birisi için çok kolayken bir başkası için zor olabilir. Sonuçta girişimciliğin zor mu kolay mı olup olmadığı soruyu sorana bağlı bir durum.

Bu işin en güzel yanı girişimcilik öğrenilebilen bir şey. Yani tecrübelerinizden ders çıkaran biriyseniz bir sonraki girişiminizin bir öncekinden daha kolay geleceğini size söyleyebilirim. Ne kadar çok bu işlerin içinde olursanız, başkalarının tecrübelerini dinlerseniz girişimcilik size o kadar kolay gelmeye başlayacaktır. Bu yüzden sürekli okumalı, dinlemeli ve en önemlisi de denemelisiniz. İşte o zaman hiçbir şeyin size zor gelmeyeceğini anlayacaksınız.
Görsel kaynak: http://cdn3.geckoandfly.com/wp-content/uploads/2014/08/inspirational-smll-business-quotes2.jpg (30.12.2014, 16.28)