Büyükler Farkında

Türkiye’de e-öğrenmeye yatırımı yine her zamanki gibi ilk olarak Capital 500′de yer alan şirketler yaptı. Bu şirketlerin arasında da finans sektörü ilk sırayı alıyor. Tek fark yaratabileceği alanın insanla başladığını bilen büyük fianans şirketlerinin ilk yatırımı yine insana oluyor.

Büyük şirketlerin hepsinde insan kaynakları çok etkin bir şekilde çalışanlarının memnuniyeti ve şirketlerinin geleceği için sistemli bir şekilde çalışıyor. Kimi şirketlerde çalışanlara eğitimler insan kaynakları departmanları tarafından verilirken kimi büyük şirketlerde ayrı bir eğitim departmanı çalışanlarının eğitimi için girşimlerde bulunuyor. Bu durum ülkemizde de e-öğrenmenin hızla gelişmesi için oldukça önemli. Continue reading

Blackboard Sales Meeting – Amsterdam

8 – 10 Temmuz tarihleri arasında Blackboard’un düzenlediği Sales Meeting’e katılmak için Hollanda’nın Amsterdam şehrine gittim. Burada üründen uzak bir toplantı gerçekleştiğini söyleyebilirim. Blackboard’ta artık ürünün değil vizyonun konuşulduğunu görmek sevindirici.

Toplantının ilk gününde Blackboard’un sunmuş olduğu Manage Hosting hizmetinin verildiği Datacenter’ı gezme fırsatı yakalıdık. Yüksek güvenlik önlemleriyle girdiğimiz bu datacenterı güvenlik görevlileri ile gezerken kameralarında bizi izlediğini söylemem gerekli. Burada güvenlik maksimum düzeyde. Özelliklede doğal afetler diyebileceğimiz durumlara karşı önlemler çok iyi bir şekilde alınmış. Datacenter yerden 80 cm yukarıda. Bu boşlukta binanın havalandırma sistemleri yer alıyor. İkisi soğuk ikisi sıcak olmak üzere 4 kalın boru odayı baştan sona dolaşıyor ve içeride meydana gelebilecek hava değişimlerine karşı odanın her daim aynı soğuklukta kalmasını sağlıyor. Burada bulunan  bilgilerin saklandığı sunucuların her daim soğuk bir ortamda kalması sağlanıyor. Özellikle yangına karşı datacenter’ın korumaları mükemmel, iki defa tüm binaya yangın söndürme cihazlarından özel gaz püskürtecek şekilde tasarlanmış. İçeride yaklaşık 30 kadar büyük çapta tüp mevcut ve bu tüplerin tanesi 1000 ila 1500 euro arasında değişiyor. Continue reading

Blackboard ile Sosyalleşmek

İş dünyası hepimizin hayatında büyük yer kaplıyor. Günde en az sekiz saatimizi iş yerinde geçiriyoruz. Geçirilen saatle bir yerde çalışmak hayatımızın en büyük kısmını oluşturuyor. Uykuda geçirdiğimiz zamanlarıda düşündüğümüzde insanın iş dışında sosyalleşmesi için pek fazla zamanı kalmıyor. Hele İstanbul gibi bir metropolde yaşıyorsanız günde en az iki saatide trafiğe ayırmanız gerekiyor.

İnternetin hayatımıza dahil ettiği en önemli özelliklerden biriside sosyalleşmek. Bir dönem hepimiz arkadaşlarımızla Acaba internette olan insan sosyalleşebilir mi? türünden konuşmalar yapmışızdır. Evet, internet sosyalleşmek için kesinlikle önemli bir araç ve etkin kullanıldığı takdirde de çok etkili.

Bu başlığı nasıl e-öğrenme ile bağlayacağımı düşünebilirsiniz. Basit. İş yerinde insanların interneti kullanarak sosyalleşmesine izin veren bir Eğitim Yönetim Sistemini anlatarak. Hemde öğrenirken sosyalleşerek.

Bir çoğumuz için işten bahsedildiğinde, takım elbiseler, sıkıcı toplantılar, yetiştirilmesi gereken işler, hazırlanması gereken raporlar akıllara geliyor. Helbuki insanın zamanının büyük bir bölümünü geçirdiği iş yerinde sosyalleşmesi ve bundan büyük keyif alması mümkün.

Eğitim Yönetim Sistemleri’nin birçok eğitim faaliyetlerini organize ettiğini biliyoruz. Blackboard’da bir eğitim yönetim sistemi ve içinde barındırdığı Community özelliği ile şirket içinde sosyalleşmek isteyenlere farklı çözümler sunuyor. Çıkış noktası üniversitelerde bulunan ve önemli yer tutan öğrenci kulüpleri. Şirketlerde yer alan fotoğrafçılık, briç gibi sosyal aktivite gruplarınında bir araya gelmesini sağlayan güzel bir özellik.

Blackboard’un Community özelliği ile şirketlerin içinde yer alan sosyal aktivite gruplarına özel bir alan vermek mümkün. Bu alanda kullanıcılar istedikleri konu hakkında tartışabilir, fikir alışverişinde bulunabilir, istedikleri dosyaları paylaşabilir ve aynı ilgi alanına sahip insanlarla tanışabilir. Bu özelliğine baktığımızda Blackboard’un diğer Eğitim Yönetim Sistemlerinden ayrıştığını rahatlıkla söyleyebiliriz. Türkiye’de özellikle üniversiteler alanında kullanıldığı sanılan bu yazılım aslında şirketlerinde işine yarayacak çok farklı özellikler sunuyor. İleriki yazılımlarımda Blackboard’un bir başka güzelliğinden bahsedene kadar, ürün hakkında daha detaylı bilgiyi bu adresten alabilirsiniz; www.blackboard.com

Elbette sosyalleşmek bana göre tam anlamı ile bu olmasada evrimleşmeyi başlatması anlamında güzel bir adım.

 

 

 

 

 

 

Sanal Sınıflarda Beyaz Tahta Uygulaması

Bugün piyasada hangi sanal sınıf yazılımına bakarsanız bakın içinde mutlaka Beyaz Tahta uygulamasını görürsünüz. Bu uygulama etkin bir şekilde kullandıldığı takdirde, eğitim veren kişinin işini kolaylaştıran bir uygulama olması bakımından oldukça önemlidir.

Beyaz Tahta kısaca; sanal eğitime katılmış olan herkesle eş zamanlı olarak yazı, giyagram ve kendi içinde bulunan bazı araçları kullanmaya olanak verir. Eğitmen istersen Beyaz Tahta üzerine istediği yazıyı yazabilir ve şekli çizebilir. Yazılan bu yazılar ve çizilen bu şekiller o an eğitime katılan her öğrencinin ekranında eş zamanlı olarak görünebilmektedir.

Beyaz Tahta uygulamasının bir diğer güzel yanıda eğitime katılan herkese bu uygulama üzerinde eşzamanlı çalışma yetkisi verilebilmesidir. Eğer istenirse eğitmen bir kişiyede Beyaz Tahta uygulamasını kullanma yetkisi verebilir. Böylelikle Eğitmen ve sanal sınıftan yetki verilmiş bir eğitim alan kişi Beyaz Tahta uygulamasını birlikte kullanabilir. Eğitmen isterse bu yetkiyi birden fazla kişiye verebilir. Eğitim alan kişi eğitmen gibi bu uygulamaya yazı yazabilir ya da şekil çizebilir. Üstelik eğitim alan kişi tarafından Beyaz Tahta üzerinde yapılan her güncelleme (yazı, diyagram, çizgi vb.) diğer katılımcılar tarafından da görülür.

Beyaz Tahta üzerinde yapılan her değişiklik istendiği anda temizlenebilir veya kaydedilerek katılımcılarla paylaşılabilir.

Bu uygulamanın kullanım alanları eğitmenin hayal güzüyle sınırlıdır. Matematiksel formüllerin yazımı, finansal çizimler Beyaz Tahta üzerinde en yaygın olarak kullanılan alanlardır.

Krizde E-Öğrenme

Bir kurumun çalışanlarını eğitmesi onları çağımızın bilgi ve becerileri ile donatması için düzenli aralıklarla eğitim vermesi gerekiyor. Eğitim masraf kalemlerine bakıldığında en büyük kalem eğitimin verileceği sınıf ve eğitime katılacak kişilerin yol ve konaklama masrafları göze çarpıyor. Tabiki iş günleri içinde verilen bir eğitimin iş gücü kaybınıda bu kaleme eklemek gerekiyor. Eğitim almak için o gün işe gitmeyen çalışanların iş kaybını hesaplamak her ne kadar çok zor olsada, sınıf eğitimlerinde önemli bir masraf olarak görmek hiçte yanlış olmaz. Bu masraflara eğitimi verecek hoca, baslı materyaller, kullanılacak araç ve gereçleri hatta kullanılacak elektiriği bile eklediğimizde çalışanlara eğitim vermenin oldukça masraflı olduğunu görebiliyoruz.

E-öğrenme, şirketler için önemli bir masraf kalemi olan eğitimi olabildiğince aşağıya çekebildiği için son zamanların en gözde eğitim verme yöntemlerinden biri. Üstelik bu eğitim verme yöntemi sınıf içi eğitimlerinin aksine bir yere ve belli bir zamana bağlı kalmayı gerektirmiyor. E-öğrenme ile eğitimler internet bağlantısı olan bir bilgisayardan istenen yer ve zamanda alınabiliyor.

Eğitim, şirketler için her ne kadar vazgeçilmez bir ihtiyaç olsada ekonomik krizlerde bütçesi ilk kesilen kalemlerden birisi oluyor. Bu gibi ekonomik kriz durumlarında sınıf eğitimlerini azaltmak isteyen şirketler için e-öğrenme bir adım daha öne çıkıyor. E-öğrenme’nin profesyonel alt yapı maliyetlerini saymazsak sınıf içi eğitimlere nazaran oldukça avantajlı bir eğitim verme yöntemi olduğunu söyleyebiliriz.

Bugün Türkiye’de öncü şirketler çalışanlarını e-öğrenme ile eğitiyor. Bu şirketlerin e-öğrenmeyi seçmesinin sebepleri arasında, çalışanlara hızlı eğitim verebilmesi, onları zamandan ve mekandan bağımsız bir şekilde eğitimle donatabilmesinin yanında sınıf eğitimlerine nazaran çok daha uygun ücretlerle eğitim verilebilmesi söylenebilir. Türkiye’nin en büyük şirketleri her yıl e-öğrenmeyi kullanarak milyonlarca Türk Lirası kâr elde ediyor.

Şuan içinde bulunduğumuz global krizle beraber şirketler eğitim masraflarını belirli oranlarda kısmaya gitti. Bu gibi durumlarda da e-öğrenmeye olan yatırımlar arttırıldı ve çalışanların sınıf ortamında alamadıkları eğitimler internet üzerinden verilmeye başlandı. Böylece çalışanlar hem öğrenmeleri gereken konuları gecikmeden öğrenmekte hem de şirketler bu sayede kriz ortamında çok daha uygun maliyetlerde çalışanlarına eğitim sunabilmekte.

E-öğrenme’nin kriz ortamında çok daha hızlı bir yükselme trendi izlediğini görüyoruz. Hiç şüphe yok ki ileride doğabilecek kriz ortamına şirketler kendilerini hazırlamak için e-öğrenmeyi daha etkin bir şekilde kullanmaya başlayacak.

Açık Kaynak Kodlu Eğitim Yönetim Sistemleri

Günümüzde hemen hemen her türlü yazılımın açık kaynak kodlusunu bulmak mümkün. Sınırlı bir sayıda kod geliştiricisi tarafından yazılan ve dünyanın dört bir yanındaki açık kaynak kod geliştiricileri ile geliştirilen bu yazılımları E-Öğrenme alanında da bulabiliyoruz.

Eğitim Yönetim Sistemlerine baktığımızda en çok bilnen açık kaynak kodlu eğitim yönetim sistemi Moodle olarak karşımıza çıkıyor. Dünya üzerinde çok sayıda kullanıcısı olan Moodle gibi farklı açık kaynak kodlu yazılımlarıda aşağıda sizlerle paylaşıyorum.

ATutor
 
ATutor açık kay kodlu ve web tabanlı bir eğitim içerik yönetim sistemidir.

Daha fazla bilgi için yazılımın web sitesini ziyaret edebilirsiniz:

http://www.atutor.ca/
 
Dokeos
 
Dokeos, e-öğrenme ile ilgili aktivite yaratmanıza ve bunlar takip etmenize olanak veren bir eğitim yönetim sistemidir.
 
Daha fazla bilgi için yazılımın web sitesini ziyaret edebilirsiniz:

http://www.dokeos.com/
 
dotLRN
 
MIT (Massachusetts Institute of Technology) tarafından geiştirilen ve dünyada yaygın olarak yük öğrenim, devletlet ve K12 düzeyindeki okullar tarafından kullanılan bir eğitim yönetim sistemidir.
 
Daha fazla bilgi için yazılımın web sitesini ziyaret edebilirsiniz:

http://dotlrn.org/
 
ILIAS
 
ILIAS, öğrenme kaynaklarınızı yönetmenize yardımcı olan bir eğitim yönetim sistemidir.
 
Daha fazla bilgi için yazılımın web sitesini ziyaret edebilirsiniz:

http://www.ilias.de/
 
LON-CAPA
 
LON-CAPA bir diğer açık kaynak kodlu eğitim yönetim sistemidir.
 
Daha fazla bilgi için yazılımın web sitesini ziyaret edebilirsiniz:

http://www.lon-capa.org/

Moodle
 
Moodle, açık kaynak kodlu eğitim yönetim sistemleri arasında en fazla bilinirliğe sahip yazılımdır. Kurs yönetimi, eğitim yönetim sistemi ve sanal öğrenme birimi olarak bilinmektedir. Dünyada bir çok üniversite ve kamu kuruluşu tarafından kullanılmaktadır. Kolay kullanımı, dünyanın her yerinden geliştiricilerinin bulunması sayesinde en fazla kullanılan eğitim yönetim sistemdir.
 
Daha fazla bilgi için yazılımın web sitesini ziyaret edebilirsiniz:

http://moodle.org/
 
OpenUSS
 
OpenUSS internet aleminde aramalar sonucunda karşımıza çıkan bir diğer açık kaynak kodlu eğitim yönetim sistemdir.
 
Daha fazla bilgi için yazılımın web sitesini ziyaret edebilirsiniz:

http://openuss.sourceforge.net/openuss/index.html
 
Sakai
 
Sakai açık kaynak kodlu bir Kurs Yönetim Sistemidir.

Daha fazla bilgi için yazılımın web sitesini ziyaret edebilirsiniz:

http://www.sakaiproject.org/portal
 
Spaghettilearning
 
Spaghettilearning son olarak sizinle paylaşacağım bir açık kaynak kodlu eğitim yönetim sistemidir. Dünyada 18 farklı dilde destek vermektedir.
 
Daha fazla bilgi için yazılımın web sitesini ziyaret edebilirsiniz:

http://www.spaghettilearning.com/

E-Öğrenme’nin Faydaları

Son zamanlarda e-öğrenme sözcüğünü daha sık duyar olduk. Her kelimenin başına elektronik anlama gelen “e” harfi eklenebiliyor. Öğrenmenin başına eklenen bir “e” harfi ile artık kuralları bambaşka olan bir kavram ortaya çıkıyor. Peki e-öğrenme neden bu kadar revaçta? Neden şirketlerin gözdesi? Maliyetinden dolayı dediğinizi duyar gibiyim. Maliyetinden başka ne gibi faydaları var bunlarıda sizinle paylaşmak istiyorum. Buyrun e-öğrenmenin faydaları;

İstenilen herhangi bir zamanda öğrenebilme

Gündüz gece fark etmez. Her hangi bir zaman diliminde öğrenci alması gereken ya da istediği eğitimi istediği zaman diliminde alabilir.

Kimi şirketlerde çalışma saatleri içinde çalışanların işleri dışında başka işlerle ilgilenmesi istenmemekte. Bu yüzden mesai saatleri içinde e-öğrenme eğitimlerini çalışanlar alamamakta. Kimi şirketlerde ise böyle bir sınırlama yok. Çalışanlar eğer isterse mesai saatleri içinde – elbette rutin işlerini aksatmayacak şekilde – e-öğrenme araçlarını kullanabiliyor. Çalışanı bir sınıfiçi eğitimine göndermektense, akşamları ve hafta sonları kişinin kendi programını yaparak bu eğitimleri alması istenebiliyor.

Her yerden e-öğrenme araçlarına ulaşmak için tek anahtar internet

Dünyanın neresinde olursanız olun e-öğrenme içeriklerine ulaşabilmeniz için tek ihtiyacınız olan bir internet bağlantısı. Eğitimleri alabileceğiniz bir eğitim yönetim sistemine erişmek için internete girip tarayıcınızın adres çubuğuna eğitim yönetim sistemi adresini yazmanız yeterli. 

Eğitimi alan kişilerin eğitimi kendi hızlarına göre ayarlayabilmesi

Sınıf ortamında belli bir sayıda öğrenci ile yapılan eğitimlerde öğretmen sınıfın anlama hızının belli bir ortalamasında dersi anlatır. Bu durum daha yavaş öğrenen öğrencilerin dersi kaçırmasına ya da daha hızlı öğrenen bir öğrencinin dersten sıkılmasına sebep olabilir. Bu yüzden e-eğitimi alan öğrenci kendi hızına göre eğitimi rahatlıkla alabilir, anlamadığı yerleri geri dönerek tekrar edebilir. Kısacası kişi, eğitimin hızını kendi öğrenme hızına göre ayarlayabilir. 

Eğitim her zaman elinizin altında olur

Evet. Daha önce bir e-eğitim almış olabilir ve bu eğitimi başarı ile tamamlamış olabilirsiniz. Aradan belli bir zaman geçtikten sonra bu eğitimleri tekrar etmek isteyebilirsiniz. İşte böyle bir durumda e-eğitimler her zaman elinizin altında olacaktır. Edindiğiniz bilgileri zaman zaman yeniden hatırlamak isteyebilirsiniz. 

Soru sormak hiç bu kadar kolay olmamıştı

Sınıf ortamında yapılan derslerde kimi öğrencilerin diğer arkadaşları gibi rahat soru soramadığını biliyoruz. E-Öğrenme’nin bir parçası olan e-eğitimlerde derslerde takıldığınız yerlerde konu uzmanlarına direkt olarak soru sorabilirsiniz. Konu uzmanı uygun olduğu ilk anda size cevap verebilir. Uzman ile iletişime geçmek için e-mail kullanılabileceği gibi eğitim yönetim sistemlerinin desteklediği  iletişim araçları ilede iletişime geçilebilir. Bu araçlar forum, iletişim formu, forumlar ve direkt mesaj sistemleri olabilir. 

Biri masraf mı dedi?

Belkide e-öğrenmenin herkes tarfından bilinen en güzel faydası. Maliyet tasarrufları dendiğinde e-öğrenme hemen ön plana çıkar ve incelemeye alınır. Aslında geleneksel yöntem diyebileceğimiz sınıf içi eğitimler düşünüldüğünde gerçekten maliyet avantajları %60′lara varmaktadır. E-Eğitim vermek için ne bir sınıf ayarlamaya, ne araç gereç bulmaya ne de bir hoca tutmaya gerek vardır. Ayrıca sınıf içi eğitime gidecek kişilerin işten ayrı kaldıkları zamanlarda iş gücü kaybı maliyetleri ve yol, harcirah gibi masrafları e-eğitimde yoktur. Bu nedenle e-öğrenme artık kurumların çok daha hızlı gündemlerine girmekte ve uygulanmaktadır.

E-Öğrenmenin Önündeki Engeller 1

E-Öğrenme projeleri kurumlarda yürütülmeye başlandığından beri bazı zorluklarla karşı karşıya kalındığı bir gerçek. Özellikle yeni teknolojilere kapalı olan bir kurumda e-öğrenme benzeri bir proje yürütülecekse, sonuçların olumlu olması için büyük çaba harcamak gerekiyor. Bu yazımda E-Öğrenme’de karşılaşılan güçlükler hakkında bilgi vermeye çalışacağım.

Çalışanların Yaklaşımı

Bugüne kadar kurumlarda düzenlenen eğitim faaliyetleri genelde sınıf içi eğitim veya açık alanda gerçekleştirilen eğitimler şeklinde gelişmekteydi. Ancak E-Öğrenme ile birlikte çalışanlar istedikleri yer ve zamanda eğitimleri istedikleri sıklıkta alabiliyor. E-Öğrenmenin bu özelliği ilk bakıldığında avantajlı gibi görünsede zaman zaman çalışanlar tarafından o kadarda avantajlı bir özellikmiş gibi algılanmıyor.

Sınıf içi eğitimleri düşünelim. İş günlerinden veya hafta sonu bir eğitim programına katılan çalışanlar sınıfta toplanmayı, iş arkadaşları ile bir araya gelmeyi tercih ediyor. Sınıf içi eğitimler sosyalleşmek ve işten küçük bir kaçamak yapmak için idel bir fırsat olarak görülüyor. E-Öğrenme ile bir eğitimi aldıkları zaman bunun sınıf içi eğitim kadar zevkli olmadığını düşünüyorlar. Haklılarda. Eğitim almak için insanlarla bir araya gelmek ve bunun için işe biraz ara vermek varken kim oturup tek başına bilgisayarın karşısında eğitim almak ister? Bu gerçekleri bilerek kurum içinde bir E-Öğrenme projesi başlatılırsa, proje için daha olumlu sonuçlar almak mümkün. Unutmayalım her şey çalışanlar içinse onlar için üretilecek eğitimlerde onları sıkmayacak bir şekilde üretilmeli.

Teknik Yetersizlikler

E-Öğrenme tamamen teknoloji ile birlikte gelişen bir süreç. İlk örneklerine bakıldığı zaman monitörden ilgili dökümanları okumak yetiyorken bugün yanımızda taşıdığımız cep telefonlarıylada eğitim almak, aynı anda eğitimin hocasına soru sormak mümkün. Bu yüzden e-öğrenme projelerine başlanacağı zaman bu işin aslında teknolojik bir yatırım olduğu unutulmamalı.

Bugün Türkiye’de e-öğrenmeye geçen kurumların çoğu Flash Player’ı günlük dillerinde kullanmaya başladı. Yine aynı şekilde etkin bir e-öğrenme için bilgisayarlarında ses kartı olması gerektiğini biliyorlar. Yurt dışındaki örneklerine bakıldığında Flash benzeri animasyonlar bizdeki kadar çok değil. Daha çok java tabanlı eğitimleri bulmak mümkün. Ülkemizde e-öğrenme içeriği üreten kurumların hemen hemen tamamı etkin bir şekilde flash animasyonları eğitimlerinde kullanmakta. Bu bakımdan ilgili görsellerin bilgisayarlarda oynatılması ve ilgili seslerin dinlenebilmesi için gerekli donanımların tedarik edilmesi gerekiyor.

Kullanıcının bilgisayarı düşünüldüğü zaman internet bağlantısı, ses kartı, güncel sürüm bir tarayıcı ve flash player yeterli görünmekte. Eğitimin sesli olması durumunda eğitimi alacak kişinin bulunduğu ortam kalabalıksa bu özelliklere birde kulaklık ekleyebiliriz. Bunlar eğitimi alacak çalışanların bilgisayarında olması gereken teknik gereksinimler. Birde çalışanların eğitimi almak için eriştikleri server ve eğitim yönetim sisteminin özellikleri var.

Kurumun ihtiyaçlarını karşılayan bir eğitim yönetim sistemi bulunduktan sonra, bu yazılımın barındırılacağı server ve serverın bulunacağı datacenter’ın özellikleri bir diğer konu. Küçük ölçekli bir şirketin kullanıcı sayısı az olacağından veri transferi az olacak ve maliyetleride ona göre düşük olacaktır. Ancak on bin çalışanlı bir şirketin kullanacığı teknik donanım çok daha farklı olacaktır. Burada e-öğrenme projesine başlanmadan önce kurum iyi tanınmalı ve teknik analizleri iyi yapılarak gerekli donanımlar ona göre sağlanmalıdır.

İşi bilenlerle çalışmama

Kurumlar E-Öğrenme projelerini kendi içinde yürütmek isteyebilir. Bunun için konuyla ilgili bir ekip kurarak kurum içinde projenin yürümesini sağlayabilir. Ancak gerçek çalışma alanı e-öğrenme olmayan bir kurumun üreteceği çözümler asıl çalışma alanı e-öğrenme olan bir şirketten çok daha cılız kalacaktır. Ayrıca şirket içinde projeyi yürüten kişilerin şirketten ayrılması durumunda tüm bilgi ve tecrübelerin bu kişiyle beraber gideceğide unutulmamalıdır. Bu yüzden alanında uzman bir e-öğrenme şirketi ile birlikte çalışmak, ileride yaşanabilecek problemlere harcanan zamandan tasarruf edilmesine yardımcı olacaktır. E-Öğrenme şirketinin bir çok farklı kuruma benzer projeler üretmesinden dolayı kazandığı tecrübe ile proje çok daha hızlı sonuçlanabilir.

Yanlış Kullanım

E-Öğrenme projeleri geleceğin eğitim biçimlerinden birisi olsada, sihirli bir deynek olMAdığı unutulmamalıdır. Her şeyi e-öğrenmeden beklemek diğer öğrenim metodlarına haksızlık olacaktır. Bu yüzden e-öğrenmenin kurum içinde doğru konumlandırılması ve etkili bir şekilde kullanılması gerekmektedir.

E-Öğrenme ile çalışanlara çok yüklü dersler atayarak bu dersleri belirli bir zaman aralığında bitirmeleri istenmesi durumunda, çok verimli sonuçlar alınmayacağı bir gerçektir. Bu yüzden doğru bir strajei ile e-öğrenme içerikleri, çalışanlara atanmalı ve takip edilmelidir.

Sınıf eğitimine gelmeden önce bazı teorik bilgiler e-öğrenme yöntemi ile çalışanlara verilebilir. Böylece sınıf içi eğitimde daha fazla pratik yapma imkanı yakalanmış olacaktır. Yıl boyunca çalışanların almaları gereken eğitimleri belirli bir sayıda tutmak, aldıkları eğitimden maksimum verimi almalarını sağlayacaktır.

Bütçe Yetersizlikleri

E-Öğrenme projelerinin bir kısmı bütçe yetersiklerinden ya ortada kalmakta ya da hiç başlayamamaktadır. Bu yüzden iyi bir analizle kurumun ihtiyaçları belirlenmeli, maliyet kalemleri çıkarılmalı, projeye ciddi bir proje gözüyle bakılmalı ve ciddi bir projenin hak ettiği bütçeler ayırılmalıdır.

İçeriklerin İstenen Mesajı/Etkiyi Vermemesi

Bir diğer engel de eğitimlerin gerekli mesajı/etkiyi vermemesidir. Kuruma hazırlanan özeğil eğitim ya da dışarıdan tedarik edilen bir eğitim, çalışanlar tarafından uzun, sıkıcı, hatta yetersiz bulunabilir. Bu yüzden eğitimler çok büyük titizlikle hazırlanmalı, kurumsal kimlikle örtüşmeli, çalışanları sıkmamalı ve ilgili mesajları doğru bir şekilde verebilmelidir.

Burada üstüne vurgu yapmak istediğim bir durum var. Eğitimin sıkıcılığından kastım eğitimlerin çok hareketli olması değildir. Bazı özel içerik hazırlayan firmaların eğitimlerine baktığımda sıkıcı olmamak uğuruna çizgi filim gibi eğitimler ürettiklerine şahit oluyorum. Eğitimi alacak kişilerin sıkılmaması için eğitimi verilen konunun ciddi bir konu olmadığı izlenimini uyandıran bu eğitimlerin çokta etkili olmadığını düşünüyorum. Ciddiyetle, dikkati toparlamak için yapılan çalışmaların çok ince bir çizgiyle ayrıldığını buradan bir kez daha hatırlatmam gerekli.