SaaS’ın Dayanılmaz Hafifliği


Profesyonel iş hayatıma ilk olarak bir e-öğrenme firmasında başladım. Bu firma Türkiye’de birçok kuruma yazılımsal boyutta e-öğrenme altyapı hizmeti veren bir firma olduğundan ötürü çok fazla müşteriye dokunma şansı yakaladım. Oradan geçiş yaptığım diğer firmamda Türkiye’de yazılım distribütörü olarak çalışan bir firmaydı. Ülkemizdeki neredeyse firmalara satılan yazılımların büyük bir kısmı bu şirket üzerinden geçiyordu. Bu sayede şirketlerin yazılımlara bakış açısını yakından anlama fırsatı buluyordum. En önemli konulardan birisi yazılımların ücretleriydi. Şirketler yazılımların pahalı olduğunu söylüyor, bu paraları vermek istemiyorlardı. Özellikle Türkiye gibi lisanssız yazılım kullanım oranının %90’ların üzerinde olduğu bir ülkede yazılıma verilen para boşa harcanan paralar gibi görünüyordu.

Aslında lisanslı yazılım kullanımı bir kültür meselesi. Korsan kitap, korsan müzik, korsan film almaktan bir farkı yok. O kadar harcanan emeği düşünürseniz lisanssız alınan her ürün ürtecinin yanında çalışanların zararına. Üstelik bu satışlardan elde edilmeyen vergilerle de devlet zarara uğratılmakta. Yani her türlü zararlı bir durum. Ancak bu durumu büyük yazılım firmalarının başını çektiği bir hareketle tersine çevirmeye başladık: SaaS ile.

Yazılımları artık satmak yerine ihtiyacı olduğu kadarını kiralamaya başladık. Bu ürünlerin tamamına bir bedel ödemek yerine yazılımları kiralayarak kullanmaya başlamaları artık şirketler içinde kullanılabilir bir yaklaşım. Lisanssız kullanılan Microsoft, Adobe, Autodesk gibi ürünleri artık kiralamak mümkün oluyor. Böylece Türkiye gibi lisanssız yazılım kullanım oranları yüksek olan ülkeler batılı ülkelerin geçirdiği evrimi yaşamadan direkt olarak yazılımları kiralamaya başlıyor.

Yazılımları kiralayarak kullanmaya Software as a Service – SaaS diyoruz. Bu modelle yazılımları aylık ya da yıllık kiralamak mümkün oluyor. Üstelik yazılımların yeni çıkan güncellemelerini kiralama dönemi içinde ücretsiz alabiliyorsunuz. Bu açıdan bakıldığında sürekli güncellenen, sürekli gelişen bir yazılımı kullanıyorsunuz. 4000$-5000$ civarında bir yazılımı aylık 100$-150$’a kiralamak mümkün oluyor. İstediğiniz zaman, yani yazılımı kullanmak istemediğiniz zamanda hizmeti dondurup para vermeyi durdurabiliyorsunuz.

SaaS modelini sadece dünyanın önde gelen yazılım firmaları kullanmıyor. Küçük startupların en çok tercih ettiği modelde üzerinde çalıştıkları ürünlerini adam başı kiralama modeli ile müşterilerine sunmalarıda bu modelin yönetimsel anlamda bir avantajını sunuyor. Şirkerler onlarca farklı veriyon üzerinde çalışıp geliştirmeler yapmak yerine tek bir versiyon üzerinde bu güncellemeleri yapıyor ve maliyet tasarrufu sağlıyor. Bu modelle büyüyen firmalara örnek BaseCamp ve SalesForce verilebilir.

SaaS ile ilgili daha fazla kaynağa ulaşmak isterseniz burayı, burayı ve ayrıca burayı ziyaret edebilirsiniz.

Aklınıza takılan bir konu, eklemek istediğiniz paylaşımlar olursa yorumlar bölümüne yazabilir.
Resim: http://www.mbtmag.com/sites/mbtmag.com/files/legacyimages/SaaS.jpg

SaaS’ın Dayanılmaz Hafifliği” üzerine bir düşünce

  1. Merhabalar güzel yazı, saas üzerine bir girişim yapmayı düşünüyorum proje yönetimi üzerine. fakat aklıma takılan konu şu oldu. Türkiye de bunun pazarlama işlemi nasıl olabilir sizce? Türkiyede saas proje yönetimi üzerine de bir örneğe rastlayamadım açıkçası. bu tarz bir yazılım kimlere,hangi tarz kuruluşlara pazarlanabilir sizce?

Bir Cevap Yazın