Şirketlerin ve üniversitelerin eğitim verdiği kitlelere ulaşmak için kullandığı eğitim yönetim sistemleri gerçekten sosyal mi? Bu soru çok önemli. Çünkü bugün piyasada kullanılan eğitim yönetim sistemlerinin tamamı internette yaşanan sosyal devrimden çok önceleri programlanmış yazılımlar. Yani, mevcut eğitim yönetim sistemleri aslında tam anlamıyla sosyal değiller.
En sosyal biziz diyen eğitim yönetim sistemleri bile aslında sosyal olmaktan uzak yazılımlar. Şimdi bu yazımı okuyan ve eğitim yönetim sistemi yazılımı üretim süreçlerinin içinde bulunmuş kişiler sen ne anlarsın bu işten diyebilir. Kızgınlıkla kaşını gözünü oynatıp bu işten anlamıyorsun diyip yazının geri kalanını okumayabilir. Siz bilirsiniz. Bu kişilere eğer bu yazının devamını okursanız siz kazanırsınız diyeceğim.
Uzun zamandır e-öğrenme ile ilgileniyorum. Üniversite birinci sınıfta aldığım bir dönem ödevi ile başlayan e-öğrenme sevdam iş yaşamımda da devam etti. İş hayatımda da birçok kez gerek yerel gerek yabancı eğitim yönetim sistemlerini kullanma veya inceleme fırsatı yakaladım. Hatta bu yazılımların birkaçını satmak için eğitildim. Yurtdışına eğitimlere gönderildim. Yani müşteriye bu ürünleri alması için neleri anlatmamız gerektiği konusunda uzun bir kamp döneminden geçtim. Rakip ürün özelliklerinin ne olduğunu öğrenirken ürünümüzü o rakiplere göre nasıl konumlandırmamız gerektiğini öğrendim. Elbette hepsinin amacı ortaktı. Çalışanların ya da öğrencilerin eğitimi için tasarlanmış, kodlanmış yazılımlardı. Ama en sosyal eğitim yönetim sistemi benim diyen yazılımlar bile aslında o sosyal duruşu bazı güncellemelerle sağlamıştı.
Burada kesinlikle ukalalık yapmıyorum. Gördüğüm kullandığım eğitim yönetim sistemlerinin çoğu aslında alanında lider yazılımlar. Hepsinin geçmişi benim gibi y kuşağında olan birisi için eski sayılır. Yıllardır bulundukları alanı domine etmiş, hemen hemen tamamı bulundukları ülkelerin ilk 500 şirketi tarafından kullanılmış yazılımlar. Aslında sorunda burada. Bu yazılımların büyük çoğunluğu internet devrimiyle beraber hayatımıza girmiş ve o zamandan bu zamana gelişerek bugünlere gelmiş yazılımlar. Yani sosyal devrimin anahtar kelimesi olan Web 2.0‘dan önce üretilmiş yazılımlar. İşte sorununda cevabı aslında burada. Bu yazılımların hepsi kendilerini sosyal yapmak adına küçük eklentiler ekleyerek sosyal bir eğitim yönetim sistemi olmaya çalışıyor. Facebook’la, Twitter’la, Google’la entegre çalışarak sosyal olmayı deniyor. Yazılımların içine üyeler arası mesajlaşmadan sonra üyelik profili ekleyip üyelerin birbirlerinin yazdıklarını beğenmelerini sağlıyor. Aslında işin merkezinde hala eski yazılımları var. Gerçi ben bu yazımı eğitim yönetim sistemleri üzerine yazıyorum ancak geçmişte kodlanmış ve şuan kullanılarak sosyalleştirilmeye çalışılan tüm yazılımlar aynı yolu izliyor; mevcut ana koda dokunmadan küçük dokunuşlarla yazılımı daha sosyal hale getirmek isteniyor.
Elbette bir yazılımın üretimi konusunda çok büyük bir ekip işi gerekiyor. Güncellemeler, hataların düzeltilmesi, yeni özelliklerin eklenmesi kolay şeyler değil. Onların yaptıkları işe de sonsuz saygım var çünkü günün sonunda bu yazılımları kullanarak birileri eğitimlerini tamamlıyor. Bana göre kutsal bir görev.
Peki eğitim yönetim sistemlerini sosyal yapmak için ne yapmalı?
Bence sıfırdan yeni bir eğitim yönetim sistemi yazmalı. Yazılımların merkezine sıfırdan sosyal yaklaşımı alarak yeniden kodlamak gerekiyor. Elbette firmaların zor bir karar vermesi lazım. Eldeki sayfalarca kodu bir kenara atıp yeniden mi başlamak lazım yoksa bu kodları dönüştürerek daha sosyal bir eğitim yönetim sistemi mi inşa etmek gerekli. Bana kalırsa hiçbir firma birinci yolu tercih etmez. Yazılım mühendislerinin yaklaşımı olan çalışan koda dokunma yaklaşımı gibi çalışan yazılımıda atıp yerine sıfırdan yazmayalım diyeceklerdir. Ancak bugün bir Facebook’a baktığımızda Facebook olmasının arkasında yatan en önemli sebeplerden birisi yazılımın tam merkezine insan faktörünü oturtması olmuştur. Bu durumda milyonlarca insanın o sistemi kullanması olarak ödüllendirilmiştir.
Günümüzde büyük yazılımlara baktığımızda hepsinin aslında süreçleri dijital ortama aktardığını görürüz, insan hep ikinci planda kalır. Üst düzey İK yöneticilerinin işleri görülmesidir asıl amaç. Bu yüzden yazılımlarda ona göre şekillenir. Ne zaman ki insan odaklı bir eğitim yönetim sistemi geliştirilir işte o zaman o yazılım doğal bir sonuç olarak sosyal olur. Yoksa tepe yönetimin istediği süreçlerin yazılım süreçlerine aktarılması devam ederse eğitim yönetim sistemi alanında bir devrim sadece hayal olur.
Görsel: bosmol.com